KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4452 E., 2010/11114 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
289 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında Görülen davada Bergama 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.01.2009 tarih ve 2007/24-2009/15 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, şirket ortaklarından davalının borçlarından dolayı alacaklısının davalının hissesine haciz koydurarak, açtığı şirketin tasfiyesi davasında verilen ara karar gereğince şirketin öz sermayesinin ve davalının şirketteki sermayesinin gerçek değerinin tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, pay durumuna göre davanın kabulünü istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şirketin dava tarihindeki öz varlığının 402.662,09 TL, piyasa değerinin 559.237,23 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, şirket sermayesinin ve davalının payının tespiti talebine ilişkindir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde alacaklının davalının şirket payı üzerinde uygulattığı haciz işlemi nedeniyle müvekkili şirketin tasfiyesine ilişkin Bergama Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/42 esasına kayden açtığı davada, mahkemece davalı şirketin öz sermayesinin gerçek değerinin saptanması amacıyla dava açılması hususunda süre verildiğini ifade etmiş ise de, dosya içeriğinde bu ara karara ilişkin duruşma zaptının olmadığı ve mahkemece ilgili dosyanın incelenmesinde bu hususun açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmıştır.
Ancak, böyle bir karar olması halinde dahi, TTK’nun 522 ve 523. maddeleri gereğince şirket ortaklarından birinin payını haczettiren alacaklının takip edeceği yol gösterilmiş olup, şirket sermayesinin ve pay tespitini gerektiren bir durum bulunmadığı ve hukuki yarar olmadığından böyle bir davanın dinlenemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4452, K. 2010/11114, 1 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama