KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4456 E., 2010/10918 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Denizcilik İhtisas Mahkemesi
Karar Metni
532 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 11.11.2008 tarih ve 2007/59 - 2008/351 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince nakliyat sigorta poliçesi ile taşıma rizikolarına karşı sigorta örtüsü altına alınan çelik saç emtiasının, deniz yoluyla davalılar tarafından taşındığını, emtianın sağlam teslim edilmesine rağmen hasarlı olarak sigortalı alıcıya teslim edildiğini ileri sürerek, taşımadan kaynaklanan sigortalılarına ödedikleri 4.042,48 TL'nın temerrüt faizi ile davalılardan tahsilini, alacak için gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tesisini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalılarca taşınan sigortalıya ait emtiada taşımadan kaynaklanan ezilme ve yükün su alması nedeniyle hasar oluştuğu, oluşan hasardan taşıyanın sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, 4.042,48 TL'nın temerrüt faiziyle birlikte tahsiline, dava halefiyete dayalı açıldığından rehin hakkı tesisine ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı temyizine gelince; yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı TTK 1235/7 ve 1236.maddelerine göre aynı zamanda “Kanuni Rehin Hakkı” veren alacak talebinde bulunmuş, alacak yönünden dava kabul edilmiş, kanuni rehin hakkı yönünden ise dava halefiyete dayalı olarak açıldığından ilgili talebin reddine karar verilmiştir.
Dosyada mevcut “hasar tazminat makbuz, ibranamesi ve temliknamesi” başlıklı belgeden davacı sigorta şirketinin vaki zararı tazmin ettiği, sigorta şirketinin ibra edildiği ve alacak ve hakların sigortalı tarafından temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Borçlarını yerine getiren sigortacının üçüncü şahıslara tazmin ettirebileceği bir zararı da tazmin etmiş olması halinde, üçüncü şahsa karşı sigortalının haklarına halef olur, yani onun yerine geçerek, onun haklarına sahip olarak üçüncü şahıstan taleple bulunabilir.
(TTK.M.1361) Bu durumda sigortalı, sigortacı istediği takdirde, ona (masrafı yine sigortacıya ait olmak üzere) üçüncü şahsa karşı haklarına halef olduğunu gösteren bir belge vermek zorunda olup, bu belge uygulamada “Halefiyet belgesi (Subrogation Document)” olarak adlandırılmaktadır.
Dosya kapsamına göre sigortacının belirlenen hasar bedelini sigortalıya ödediği ve sigortalının da bu olay nedeni ile sorumlulara karşı olan tüm talep haklarını sigortacıya devir ve temlik ettiği görülmekle sigortacının bu olay nedeni ile sigortalının üçüncü şahıslara karşı olan haklarına da halef olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan yine bilindiği üzere, burada sigortalı ile sigortacı arasında alacağın temliki söz konusu olup, alacağın temliki ile ilgili olarak BK md. 168 de, alacağa bağlı fer’i haklarında intikal edeceği hükmü bulunmaktadır. Taşıtanın TTK.1235/7 den doğan kanuni rehin hakkı da, fer’ i hak olarak nitelendirildiğinde, yapılan temlik ile sigortacıya intikal edeceğinin kabulü gerekir. Bu durumda kanuni rehin hakkının davacıya geçtiğinin kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle davacının bu konudaki isteminin reddi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4456, K. 2010/10918, 27 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama