KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4933 E., 2010/11167 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
421 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Antaya 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.10.2008 tarih ve 2007/205 - 2008/425 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava HUMK'nun 3494 sayılı kanunla değişik 348/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten...dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin davalı kooperatifin üyesi iken parasal yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle yönetim kurulu kararı ile ihraç edildiğini, oysa gerek ihraç kararının ve gerekse borç ihtarlarının müvekkiline tebliğ edilmediğini ileri sürerek, ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı hakkında yönetim kurulu tarafından alınan ihraç kararı 30.10.2001 tarihli olup, tebligata ilişkin noter şerhinde, “10.11.2001 günü davacının adresinin kapalı olduğu, komşu ...’un sözlü ve imzalı beyanına göre davacının çarşıya gittiği ve evrakın muhtara teslim edilip 2 nolu haber kâğıdının kapıya yapıştırıldığı ve komşusuna haber verildiği” belirtilmiştir. Buna göre davacı hakkındaki ihraç kararının Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre 10.11.2001 tarihinde yapıldığı, davanın ise 6.6.2007 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 16. maddesinde öngörülen üç aylık dava açma süresi hak düşürücü nitelikte olup, mahkemece de resen gözönünde bulundurulmalıdır. Her ne kadar mahkemece, tanık olarak dinlenen davacının komşusu ..., kendisinin tebligata ilişkin her hangi bir belge imzalamadığını beyan etmiş ve buna göre davacının ihracına ilişkin tebligatın usulsüz olduğu kabul edilmiş ise de, tebliğin yapıldığı adrese ilişkin davacının bir itirazının bulunmaması ve tanık olarak dinlenen davacının komşusu ...’nün da posta görevlisinin geldiğini beyan etmesi karşısında yapılan tebligatın usulüne uygun olduğunun kabulü gerekir.
Kaldı ki, yapı kooperatifi ortağı olan davacının ihraç kararının tebliğ edildiği tarihten 5 yıldan fazla bir süre kooperatife uğramaması, aidat borcunun bulunup bulunmadığını sormaması veya inşaat masraflarına ilişkin kooperatif ile irtibata geçmemesi hayatın olağan akışına aykırı olup davacının ihraç kararından haberdar olmadığının iddiası TMK’nın 2. maddesine aykırıdır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde yasal süre içerisinde açılmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde görülmeyen yazılı gerekçelerle kabulü doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4933, K. 2010/11167, 2 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama