KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5077 E., 2010/11121 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
476 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.12.2008 tarih ve 2006/60 - 2008/707 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 12.680,00 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Cezayir’de düzenlenen Uluslararası Gıda, Gıda İşleme ve Paketleme Fuarı’na davalının Türkiye’den aynı iş kolunda ve rekabet ettiği birçok firmanın katılacağını söyleyerek müvekkilini yanılttığını, gönderilen ilk yerleşim planındaki hiçbir firmanın fuardan önce gönderilen yerleşim planında olmadığını ve fuara katılmadığını, sözleşme bedeli olarak verilen iki müşteri çekinin karşılıksız çıkması üzerine bedelin davalıya ödendiğini ancak davalının çekleri iptal ederek göndermesi sebebiyle müracaat haklarını kaybettiklerini, sözleşmeye aykırı olarak nakliye bedeli ödediklerini ileri sürerek,
fuar bedeli, iptal edilen çekler nedeniyle uğranılan zarar ve fazla nakliye bedeli olarak 6.000 TL maddi, müvekkili aldatarak manevi sıkıntıya düşürdüğünden 5.000 YTL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aldatılmadığını, fuara katılarak ticari bağlantılar kurduğunu, müvekkilinin organizatör olduğunu, yerleşim planında satış yapılan firmaların küçük harfle, katılacağı henüz belli olmayan firmaların büyük harfle gösterildiğini, fuardan önce gönderilen ikinci planın kesin olduğunu ve davacının fuara katıldığını, sözleşmede nakliye ücreti olarak kg veya m3 hesabında büyük olanın esas alınacağının belirtildiğini ve haksız nakliye ücreti alınmadığını, çekler ile ilgili de hukuki yolları tüketmeden tahsil edemediğini ispatlamadan talepte bulunamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, Davacının basiretli bir iş adamı gibi davranarak fuar ile ilgili araştırma yapması ve ne kadar fayda sağlayacağını tespit etmesinin mümkün olduğu, yanlış bilgilendirilerek fuara katıldığı iddiasının kabul edilemeyeceği, ilk yerleşim planının taslak olduğu, katılım sözleşmesinin 3/son maddesinde de organizatörün planda değişiklik yapma hakkına sahip olduğu, yine aynı sözleşmenin 3/e maddesinde nakliyede kg veya m3 hesabı yapılacağının belirtildiği, hangi birim daha büyük ise o birim üzerinden hesaplama yapılacağının anlaşıldığı,
öngörülen sınırın üzerindeki taşımada taşıyıcıya ek ödeme yapılmasının olağan olduğu, fuar bedeli olarak ödenen müşteri çeklerinin karşılıksız çıkması üzerine bedelin nakit olarak ödendiği, davalının çekleri iade ederken üzerini çizmesinin ticari teamüllere uygun olmadığı, ancak bu nedenle davacının zararının doğduğunun ispatlanmadığı, davacının öncelikle keşideciye ve cirantacıya başvurarak yasal yollardan sonuç alamamış olması halinde davalıdan talepte bulunabileceği gerekçesiyle maddi tazminat talebinin, şartları oluşmadığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5077, K. 2010/11121, 1 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama