İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2009/5153 K.2011/4636

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.12.2008 tarih ve 2004/197-2008/713 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.04.2011…

Esas2009/5153Karar2011/4636Tarih19 Nisan 2011Okuma7 dk · 1.364 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2009/5153 E., 2011/4636 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
19 Nisan 2011
Mahkemesi
Ticaret Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.364 kelime·7 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.12.2008 tarih ve 2004/197-2008/713 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.04.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ..... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Asıl davada davacı vekili, müvekkili Bankanın Merter Şubesi ile davalı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri uyarınca şirkete kredi kullandırıldığını, diğer davalıların sözleşmeleri müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, ancak kredinin geri ödenmediğini, bu konuda çekilen ihtarında sonuçsuz kaldığını, yapılan takip sonucunda banka lehine olan taşınmazın alacağa mahsuben satın alındığını, daha sonra 7.8.2002 tarihli protokol imzalanmasına rağmen borçlunun edimlerini yerine getirmediğini, 3.3.2004 tarihi itibariyle 782.862 CHF, 1.850.259 EURO, 54.455.917.560.256 TL. alacaklarının olduğunu ileri sürerek,

şimdilik 2.197.831 EURO.nun 3.3.2004 tarihinden itibaren yıllık 4.7385 oranında temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş,16.12.2005 tarihli ıslah dilekçesiyle de 6.137.204,91 EURO.nun temerrüt faizi ile ferileriyle birlikte tahsilini istemiştir.

Davalılar vekili, müvekkili şirketin davacı Bankadan kullandığı kredilere karşılık 15.971.000 USD, 6.500.000 DEM, 663.000 CHF 1.300.200.000.000 TL. tutarında taahhütnameleri imzaladığını, kredinin maddi teminatını teşkil etmek üzere fabrika binası, müştemilatı ve makinalardan oluşan teferruatının banka ekspertizlerince belirlenen değeri olan 14.300.000.000 TL üzerinden ipotek tesis edildiğini, davacı Banka tarafından 04.08.2002 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yapıldığını, haciz baskısıyla 07.08.2002 tarihli tasfiye protokolünün düzenlendiğini,

davacı Banka' nın 12.000.000.000 TL. olarak belirlediği değere göre fabrika binası ve müştemilatını alacağına karşılık olarak satın aldığını, halbuki banka ekspertizinin dahi 14.000.000.000 TL değer tespit ettiğini, aradan iki yıl geçtikten sonra banka tarafından daha düşük bedelle satın alma işleminin gerçekleştiğini, bu durumun MK. nun 2. maddesine aykırı olduğunu, BK. nun 29 ve 30 maddesine göre fabrika binası ve teferruatının satılacağı tehdidi altında düzenlenen protokolde ikrah şartlarının bulunduğunu, haciz baskısının ikrah sayılacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Birleşen ( İstanbul Asliye 9. Ticaret 2004/788 esas ) davada davacılar vekili, müvekkili şirketin mülkiyetinde bulunan fabrikanın davalıya olan kredi borçlarının cebri tahsil işlemleri sırasında dayatma ile imzalanan protokelle kredi borcuna mahsuben yarı değerine yakın bedelle davalıya devredildiğini ve davalının fahiş kazanç elde ettiğini,davalının yasal hakkını kullanırken hakkını kötüye kullandığını, esasen borcun taşınmazın satışı ile ödendiğini, aksine davacı şirketin alacaklı olduğunu iddia ederek, BK.nun 29,30,31/2 maddeleri uyarınca davacı şirketin alacaklı olduğunun tespiti ile şimdilik davalı Banka' nın vermiş olduğu 500.000.000.000 TL zararın tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili tarafından kullandırılan kredinin geri ödenmemesi nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla borçlu şirket aleyhine yapılan takibin kesinleştiğini, borcun ödenmesi konusunda 07.08.2002 tarihli protokol imzalandığını, protokol kapsamında gayrımenkulün 12.000.000.000 TL üzerinden satın alındığını, protokol gereğince fabrika binasının kullanımının davacı şirkete verilmesine rağmen borcun yine de ödenmediğini, çekilen ihtarla protokolün feshedildiğini, taşınmazın boşaltılması için ihtarname çekildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Birleşen (İstanbul Asliye 11.Ticaret 2005/40 esas sayılı) davada davacılar vekili, diğer birleşen davadaki iddialara dayalı olarak, şimdilik 10.000.000.000 TL.nin davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri çerçevesinde şirkete kredi kullandırıldığı, kredilerin teminatı olarak şahsi kefaletten ipotek alındığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, bu aşamada tarafların yeniden anlaşarak 07.08.2002 tarihli protokolü düzenledikleri, protokole göre taraflarca kredi borcunun 9.712.344 EURO ve 271.983 CHF olarak tespit edildiği, ipotek verilen fabrikanın toplam satış değerinin ise 12.000.000.000 TL olarak belirlendiği ve belirlenen borçtan mahsup edildiği,

kalan borcunda taksitler halinde ödenmesinin kararlaştırıldığı, ancak kredi borçlularınca protokolde belirlenen taksitlerin ödenmediği, protokol hükümlerinden vazgeçilerek kredi sözleşmesi hükümlerine dönülmediği, artık protokolde belirlenen borç miktarının esas alınması gerektiği, protokole göre gayrımenkulün taraflar arasında kararlaştırılan 12.000.000.000 TL bedeli protokolde belirlenen toplam borç bedelinden mahsup edildiğinde talep tarihi olan 03.03.2004 tarihi itibariyle bankanın toplam

2.204.377 EURO alacağı olduğunun belirlendiği, ıslah tarihi olan 16.12.2005 tarihi itibariyle yapılan hesaplamanın dikkate alınamayacağı, yasal bir hakkın kullanımı olan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılmış olması ve takibin kesinleşmesi nedeniyle dosyada satış aşamasına gelinmesi iradeyi sakatlayacak boyutta bir tehdit ve bu nedenle müzayaka halinin varlığı olarak algılanamayacağı, rayiç değer olarak 25 trilyon değerin bilirkişilerce belirlenmiş olmasının gayrimenkulün icraen satışında bu miktar üzerinden satılabileceği kesin sonucunu doğurmayacağı, taşınmazın değerinin düşük gösterilmiş olmasının tek başına ikrahın oluştuğunun kabulü için yeterli olamayacağı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen her iki davanın da reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve esasen birleşen her iki davanında 7.8.2002 tarihli protokolün imzalanmasından sonra BK.nun 31 nci maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olmasına göre asıl davada davacı vekilinin diğer, davalılar vekilinin ise tüm, birleşen her iki davaya yönelik olarak da birleşen davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan birleşen her iki davanın da onanmasına karar vermek gerekmiştir.

2- Davacı vekilinin asıl davaya yönelik olarak temyiz itirazına gelince;asıl dava, genel kredi sözleşmelerine dayalı olan alacağın asıl borçlu şirket ile müşterek müteselsil kefil olan davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı alacağının kredi sözleşmeleri hükümlerine göre mi yoksa protokol hükümlerine göre mi hesaplanması gerektiği noktasında toplanmaktadır.

Mahkemece, davacı Bankanın açmış olduğu davada (gerek dava gerekse ıslah dilekçesinde) potokol hükümlerine göre taşınmazın kredi alacağına mahsubu sonrası kalan kredi borcu için talepte bulunulması karşısında, protokol hükümlerinden kredi sözleşmesi hükümlerine dönülmediği ve bu nedenle davacı ile davalı şirket arasında yapılan 7.8.2002 tarihli protokol hükümlerinin esas alınması gerektiği sonucuna varılarak protokol hükümleri esas alınmak suretiyle hesaplama yapan bilirkişi kurulu raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Oysa, gerek dava dilekçesinde gerekse ıslah dilekçesinde davacı Banka hem kredi sözleşmelerine hemde protokol hükümlerine dayanmış olup, 7.8.2002 tarihli protokol davacı Banka ile davalılardan yalnızca şirket arasında düzenlenmiştir. Kaldı ki, anılan protokolün konusunu düzenleyen 2 nci maddesi "Bankadan kullandığı kredilerden kaynaklanan borçlarının borçlu tarafından Bankaya ödenmek suretiyle tahsil ve tasfiye edilme şartlarını düzenlemektedir.

İşbu protokol hiç bir şekilde borçlunun Bankaya olan borçlarının tecdidi anlamına gelmeyip, Borçlar Kanunu'nun 178 ncı maddesi anlamında borcun nakli değildir....", yine muacceliyet hali başlıklı 7 nci madde ise "ödeme planına uygun ödemelerin yapılmaması veya protokol hükümlerine uyulmaması veya şartlarından herhangi birininin yerine getirilmemesi halinde alacak muacccel hale gelecek ve protokol ile sağlanan tüm indirimler kalkacak ve Banka gerek işbu protokol hükümleri kapsamında ve gerekse borçlu ile daha önce akdedilmiş olan kredi sözleşmelerinin hükümlerine dayanarak,

kanuni takiplere geçecek ve geçilmiş olanlara devam edecektir.",ve yine 8 nci madde ise "işbu protokol daha önce muhtelif tarihlerde taraflar arasında akdedilmiş genel kredi ve cari hesap sözleşmeleri ile orta vadeli kredi sözleşmlerinin eki ve ayrılmaz bir parçası olup,...." hükmünü haizdir.Anılan hükümler çerçevesinde davacı Bankanın fabrika bedelini protokol hükümleri gereğince borca mahsup etmiş olması mahkemenin kabulünün aksine davacının alacağının protokol hükümleri çerçevesinde hesaplanacağı sonucuna ulaşmayı haklı kılmaz.

Kaldı ki, yukarıda da vurgulandığı üzere anılan protokol yanlızca asıl borçlu davalı şirketle davacı Banka arasında imzalanmış olup, kefillerin sorumluluğunun esasen kredi sözleşmeleri hükümleri çerçevesinde belirleneceği de kuşkusuzdur.

Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, anılan protokol hükümlerinin alacaklıya tanıdığı hak ve yetkiler karşısında davacı Bankanın alacağını asıl borçlu ve müşterek müteselsil kefil olan davalılardan kredi sözleşmeleri hükümleri çerçevesinde talep etmesinde hukuki hiç bir engel bulunmadığı ilke olarak kabul edilmek suretiyle aynı bilirkişi kurulundan davacı vekilinin ciddi, esaslı ve sonuca etkili itirazlarını da karşılayan hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli ek rapor alınmak ve sonucuna göre HUMK.nun 74 ncü maddesi hükmüde gözetilerek bir karar verilmek gerekirken sonuçta yanlış ilkeye ve bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmememiş, asıl davadaki hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlere, asıl davada davacı vekilinin diğer, davalılar vekilinin ise tüm, birleşen her iki davaya yönelik olarak da birleşen davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan birleşen her iki davanın da ONANMASINA,(2) nolu bentte açıklanan nedenle, asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle asıl davadaki kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı-karşı davalı T.Vakıflar Bankası T.A.O.'na verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 114.171,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 19.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5153, K. 2011/4636, 19 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/5153
Karar No
2011/4636
Tarih
19 Nisan 2011

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2009/5153 K.2011/4319
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2009/5155 K.2011/4314
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2009/5156 K.2011/4329
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2009/5161 K.2011/4335
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2009/5162 K.2011/4313
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2009/5167 K.2011/3375

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.