KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5238 E., 2010/11651 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
617 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Safranbolu Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.10.2008 tarih ve 2005/240 - 2008/295 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 03.11.2004 tarihinde davalı kooperatifteki ortaklığından istifa ederek aynı gün tapu tahsis belgesini kooperatife devrettiğini, davalı kooperatif yönetim kurulu tarafından müvekkiline 22.391,50 YTL alacağı olduğu söylenerek buna ilişkin tutanağın teslim edildiğini, ancak sözkonusu alacağın muaccel olmasına rağmen davalının ödemede bulunmadığını, başlatılan icra takibine karşı da itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, davalının yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili kooperatifin 16.03.2003 tarihinde yapılan genel kurulunda ortaklıktan ayrılanların katılım paylarının üç yıl içinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu nedenle davaya konu alacağın muaccel hale gelmediğini, icra takibine anılan genel kurul kararına istinaden itiraz ettiklerini, takibe itirazın kötüniyetli olarak yapılmadığından inkar tazminatı isteminin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı kooperatifin hesapları üzerinde yapılan inceleme sonucu kooperatif mevcutlarının tüm borçlarından fazla olduğu, davalının ödeme güçlüğü içerisinde bulunmadığı, davacının istifa ettiği 03.11.2004 tarihinden sonraki 19.06.2005 tarihli genel kurul toplantısında çıkan ortaklara yapılacak ödemelerin ertelenmesi yönünde karar alınmamış olması da gözetilerek davacının takip tarihi itibariyle alacağının muaccel olduğu sonucuna varılarak,
davanın kısmen kabulü ile davalının takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 22.391,50 YTL asıl alacak, 527,85 YTL işlemiş faiz alacağı yönünden devamına, fazlaya yönelik istemin reddine, asıl alacağın % 40’ı olan 8.956,60 YTL icra inkar tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde Dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile % 40 icra inkar tazminatının asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı üzerinden verilmesi gerekirken yazılı şekilde sadece asıl alacak miktarı üzerinden hükmedilmiş olması yerinde değilse de temyiz edenin sıfatına göre bu yönün bozma nedeni yapılmasının mümkün olmaması nedeniyle davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, mahkemece itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin karar verilmesi suretiyle asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı üzerinden yeniden faiz yürütülmesine neden olacak şekilde hüküm kurularak, Borçlar Kanunu’nun 104/son maddesinde belirtilen ve kısaca “Faize faiz işletilmesi yasağı” şeklinde ifade edilebilecek emredici nitelikteki düzenlemeye aykırı davranıldığı gibi,
kooperatifler yaptıkları faaliyet ve kuruluş amaçları bakımından tacir olarak kabul edilemeyeceklerinden kooperatifin ortağına yapacağı ödemede temerrüde düşmesi halinde uygulanacak temerrüt faizinin yasal faiz oranları üzerinden hesaplanması gerekirken takip talebinde istenen ticari faiz oranı üzerinden takibin devamına karar verilmesi de yerinde olmadığı gibi işlemiş faiz miktarının takip tarihi itibarıyla 257,65 YTL olarak hesaplanmasına ve mahkemece de bilirkişi raporunun benimsenmiş olmasına rağmen hükümde işlemiş faiz alacağının 527,85 YTL olarak gösterilmiş olması da doğru olmayıp,
kararın bu yönlerden bozulması gerekirse de yapılan tüm bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nun 438/7 nci maddesi uyarınca kararın bu yönlerden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5238, K. 2010/11651, 11 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama