KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/590 E., 2010/7027 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Birleşen dava
- İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2005/413 - 2005/449
Karar Metni
556 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi’nce verilen tarih ve sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava HUMK'nun 3494 sayılı kanunla değişik 348/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda, davalılardan ...’ın müvekkili şirkette genel müdür olarak görev yaparken davalılardan kızkardeşi olan ...’a müvekkilinin maliki olduğu taşınmazı sahte belgelerle satmış olduğunun anlaşıldığını, ...’ın halen kayıp olup hakkında henüz gaiplik kararı alınmadığını, satış işleminin davalılar ... ve ... tarafından müvekkili ve davalı ...’nin vekili olarak gerçekleştirildiğini, sözkonusu taşınmaz üzerinde satış işleminin akabinde davalı Asya Finans lehine ipotek tesis edildiğini, yapılan işlemlerin mutlak butlanla malul olduğunu ileri sürerek,
asıl davada sözkonusu taşınmazdaki davalı ... adına olan kaydın iptali ile müvekkili şirket adına tapuya tescil kararı verilmesini, birleşen davada ise taşınmaz üzerine konulan ipoteğin fekki, iptali ve terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacının iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, yapılan satış işleminin geçerli bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, davada müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkillerinin satış işlemine sadece vekil olarak katılmış olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... ile davacı arasında yapılan 11.12.2007 tarihli ibra sözleşmesi gereği tarafların anlaşmaya varmış oldukları, bu nedenle konusu kalmayan dava hakkında asıl ve birleşen dava yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacı şirket ve davalı ... arasındaki sözleşmede masraf istenmeyeceğinin kararlaştırılmasının diğer davalılar ... ve ...’ü bağlamadığı, bu kişilerin tapu devir işleminde vekaleten hareket ettikleri, kötüniyetlerinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacının bu davalılar yönünden vekalet ücreti ve yargılama giderleri ile sorumlu olduğuna karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, birleştirilen davada davalı olarak gösterilen ... ile ...’ün davaya konu taşınmazın satımı ve üzerinde ipotek tesisine ilişkin işlemleri davacı şirket ve davalılardan ...’ın vekili olarak gerçekleştirdikleri,
işlemlerin tarafı olmadıkları anlaşılmıştır.Bu durumda ... ve ...’e karşı tarafı bulunmadıkları işlemlerin iptaline ilişkin davalarda husumet yöneltilemeyeceğinden bu davalıların davaya konu işlemlerde iyiniyetli olup olmadıklarına bakılmaksızın mahkemece bu davalılara yönelik davanın husumet yönünde reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hükmün sonucu itibariyle doğru olması nedeniyle bozma nedeni yapılmamış ise de kendilerine husumet düşmediği anlaşılan bu davalılar yararına hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7/2 nci maddesi uyarınca tayin edilmesi gerekirken,
yazılı şekilde nispî vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığından kararın bu nedenle bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından hükmün bu bakımdan HUMK’nun 438/7 nci maddesi uyarınca davalı yararına düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/590, K. 2010/7027, 17 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama