KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5932 E., 2010/12873 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2010
- Mahkemesi
- İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
771 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.01.2009 tarih ve 2008/124-2009/10 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Oyak kuruluşu olarak 45 yıldır gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, üretim kalitesi nedeniyle “...” markasının tüketiciler tarafından tercih edilen bir marka haline geldiğini, markanın 21.12.2001tarihinde tescil edildiğini, bu marka ile iltibas oluşturacak şekilde davalılarca “...” markasının kullanıldığının öğrenilmesi üzerine keşide edilen ihtarname ile haksız rekabete ve markaya tecavüze son verilmesinin istendiğini, davalı ...Ltd.Şti.’nin cevabi ihtarı ile markanın kullanılmayacağının taahhüt edilmesine rağmen, taahhüde uyulmadığı gibi,
taahhüt tarihinden bir gün önce “...” ibaresinin marka olarak tescili için TPE.’ne başvuru yapıldığını, davalıların üretip pazarladığı ürün ambalajlarının kapaklarında “...” yan etiketinde ise “...” markasının kullanılmaya devam edildiğini, ayrıca davalı ... Gıda Ltd.
Şti.’nin unvanındaki “...” ibaresinin de davacının markası ile iltibas oluşturduğunu ileri sürerek, davalılar adına tescilli “...” markasının hükümsüzlüğüne, davalılardan ...Ltd.Şti.'nin “...” markasını kullanarak oluşturduğu marka tecavüzünün önlenmesine, davalı ... Ltd.Şti.’nin unvanındaki “...” ibaresinin sicilden terkinine ve fazla hak saklı kalmak kaydıyla 50.000.-YTL maddi, 50.000.-YTL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Gıda Paz.Ltd.Şti. temsilcisi, şirketinin pazarlama işi ile meşgul olduğunu, üretim yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ...Gıda Ltd.Şti. temsilcisi, şirketinin “...” markası ile üretim yapmadığını, ürünlerinde tescilli “TUNAS” markasını kullandığını ve bu markanın davacı markası ile iltibas yaratmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının isteminin davalı ... Gıda Paz.Ltd.Şti.’nin unvanındaki “...” ibaresinin silinmesi ve diğer davalı adına tescilli “TUNAS” markasının hükümsüzlüğü ile ilgili olduğu, ancak davalı ...
Gıda Paz.Ltd.Şti.’nin 24.06.1996 tarihinden beri bu unvan ile ticaret siciline kayıtlı olduğu, aynı sektörde faaliyet gösteren davacının uzun süre ses çıkarmamış olması nedeniyle bu aşamada unvan terkini istemesinin iyiniyetten yoksun olduğu, diğer davalı ...Gıda Ltd.Şti.’nin tescilli olan “TUNAS” markasının davacıya ait “...” markası ile farklı olduğu,
bu davalının “...” markasını kullanmayacağını taahhüt ettiği ve tescilli “...” markasının da başka bir davada hükümsüzlüğüne karar verildiği gerekçesiyle her iki davalı hakkındaki davaların reddine karar verilmiş, temyiz edilen karar, Dairemizce, davalının 24.09.2002 tarihinde 2002/24232 numaralı aynı şekil, renk ve yazım biçimini, aynı emtia gurubunu içeren “...” ibareli markasının Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2005/148-517 sayılı ilamı ile hükümsüz kılınmış olup,
bu karara dayanak gerekçeler eldeki davanın konusunu oluşturan 24.09.2002 tarihli ve 24233 numaralı “TUNAS” markası için de geçerli hükümsüzlük nedenlerini oluşturduğu gerekçesiyle bozulmuş, bu kez mahkemece bozma kararı hakkında bir karar verilmeksizin dava dosyasının İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından, ihtisas mahkemesi ile diğer mahkemeler arasındaki ilişkinin, işbölümü değil, görev ilişkisi olduğu ve verilecek görevsizlik kararının,
denetime açık biçimde verilmesi ve tebliğ edilip kesinleştirilmesi gerekli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, markanın hükümsüzlüğünün tespiti ve markaya yapılan tecavüzün önlenmesi istemine ilişkindir. Genel mahkemeler ile fikri ve sınai haklar hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup FSEK’nun değişik 76. maddesi uyarınca, genel mahkemelerin yargı çevresi dahilinde, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerinin kurulması halinde, dairemizin yerleşik içtihatları ile genel mahkemelerde görülmekte olan davaların görevsizlik kararı ile fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerine gönderilmesi gerektiği hususu benimsenmiştir. ../..
Somut uyuşmazlıkta, davaya bakmakta olan İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından, İzmir ilinde Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin kurulması nedeniyle, görevsizlik kararı verilmeksizin, dava dosyasının İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine devrine karar verildiği ve bu kez İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından, yukarıda değinilen gerekçe ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Ancak, dava dosyasının, İzmir Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesine devrine karar veren İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin bu devir kararının, niteliği itibari ile görevsizlik kararı olduğunun kabulü zorunludur. Henüz görevsizlik kararı kesinleşmeden gönderilen mahkemede davetiye gideri vererek tebligat çıkaran davacının HUMK. m. 193/2 uyarınca süresinde görevli mahkemeye başvurduğunun kabulü gerekir.
Ancak görevsizlik kararı henüz kesinleşmeden görevli mahkemeye başvurulması halinde, dosyanın gönderildiği mahkemenin yapacağı iş, davacı tarafa, görevsizlik kararının kesinleşmesi için gerekli işlemleri yaptırmak üzere uygun süre vermek, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra davaya devam etmekten ibarettir. Bu usuli işlem yapılmadan, görevsizlik kararı verilmesi yerinde değildir. (Baki Kuru, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 2001, C.
I, s.329 – 333) Mahkemece, değinilen şekilde davacı tarafa, gerekli usuli işlemlerin yapılması için süre verilmesi gerekirken, görevsizlik kararı ile dosyanın gönderilmesine karar verilmesi hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5932, K. 2010/12873, 13 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama