KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5940 E., 2010/12117 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
599 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.11.2008 tarih ve 2007/243 - 2008/355 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı tarafından dava dışı Gökdemir Orman Ürünleri İnş.Tic.Ltd.Şti’ne hesap açılıp çek karnesi verildiğini, bu çeklerden bir kısmının ciro yolu ile müvekkiline verildiğini, çek hesabının sahte belgelerle açılması ve karşılığının bulunmaması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, davalı bankanın basiretli tacir gibi gereken özeni göstermediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00YTL tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, çek hesabı açılırken şirket yetkilisinin Zonguldak Nüfus Müdürlüğü’nce düzenlenen nüfus cüzdanını, şirkete ait noter onaylı imza sirkülerini, vergi levhasını, ticaret sicil kaydını, ikametgah belgesini, şirket anasözleşmesini ibraz ettiğini, şirketin kayıtlı adresinin ziyaret edilerek görüldüğünü, müvekkili bankanın gerekli araştırma ve incelemeyi yaparak, gerekli özeni gösterdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı şirketin davalı banka nezdinde açtığı hesabın hareketli bir hesap olduğu, çek karnesi alırken bankaya ibraz edilen belgelerin ve özellikle nüfus cüzdanı suretinin noterden tasdikli olduğu, nüfus cüzdanının Zonguldak Nüfus Müdürlüğü’nden onaylı olarak verildiği, ticaret sicili kayıtlarının resmi olması ve bankanın bu belgelere dayanarak adreste gerekli araştırmayı da yaparak çek karnesi vermesinde davalı bankanın gerekli özeni gösterdiği ve kusurunun bulunmadığı, bilirkişi raporunun davalının % 50 kusuru bulunduğu kanaatinin olaya uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı muhatap bankanın çek hesabı açarken gerekli araştırmayı yapmaması ve bu hesaptan keşide edilen çekin karşılıksız çıkması nedeniyle çek hamilinin uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.
Çek Kanunu’nun 2. maddesine (26.02.2003 tarih ve 4814 sayılı yasanın 1. maddesi ile değişik) göre “Bankalar, çek hesabı açmak maksadıyla bu Kanunla kendilerine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken, çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklılık ve engel durumu bulunup bulunmadığını Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nca 9 uncu maddeye göre bankalara yapılan duyurular çerçevesinde her birinin kendi nezdinde oluşturduğu kayıtlardan araştırırlar; ayrıca bu kişinin ekonomik ve sosyal durumu gibi hususların belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterirler”.
Bankalar, TTK hükümlerince tacir olup, tacirlerin ise ticarethanelerine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Bu hükümler ışığında, bankanın çek hesabı açmadan önce kredi verirken müşterisi için yaptığı araştırmaya benzer bir araştırma yapması, ancak güvenilir olduğu anlaşılan kimselerle çek anlaşması akdetmesi gerekmektedir.
Çekin hamili de ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır.
Mahkemece, davalı bankanın çek hesabı açarken Çek Kanunu’nun aradığı tüm belgeleri aldığı, bu belgelere dayanarak adreste gerekli araştırmayı yaptığı, gerekli özeni gösterdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davalı bankanın Çek Kanunu’nun aradığı belgeleri talep etmesi yeterli olmayıp ayrıca adına çek hesabı açılan dava dışı şirketin ticari itibarı ve ekonomik durumu konusunda yeterli araştırmayı yapması gerekmekte olup, dava dışı şirketin adresinde gerekli araştırmanın yapıldığı iddiasının da kanıtlanması gerekir.
Somut olayda, banka tarafından hesap açılırken çek hesabı açılan dava dışı şirketin ticari itibarı ve ekonomik durumu konusunda yeterli araştırma yapıldığı, adreste firmanın ziyaret edildiği, Kanunun aradığı gerekli basiret ve özenin gösterildiği hususları kanıtlanamamıştır. Bu durumda mahkemece, dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun’un 1. ve 2. maddeleri hükümleri ve yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde davalı bankanın durumu değerlendirilip, davacı hamilin müterafik kusuru bulunup bulunulmadığı üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5940, K. 2010/12117, 29 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama