KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/6423 E., 2010/12367 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
663 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/03/2009 tarih ve 2007/417-2009/117 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve müdahil vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı şirketi temsilen dava açan denetçi, şirketin 2006 yılı genel kurulunun 28.05.2007 tarihinde yapıldığını, bu genel kurulda azınlık tarafından TTK’nun 341 nci maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri ile denetçiler aleyhine sorumluluk davası açılmasının istendiğini ileri sürerek, şimdilik 50.000,00 YTL şirket zararının davalılardan faiziyle birlikte tahsiline, dava açılmasını isteyen azlığa ait % 10 hisse senetlerinin teminat olarak dosyaya ibrazından sonra davanın görüşülmesine, bu teminat yasal süre içerisinde verilmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Müdahil ... vekili, müvekkilinin davacı şirketin ortağı ve azlık pay sahibi olduğunu, müvekkilinin bankalara şirket lehine verdiği şahsi kefaletleri ve ipotekleri bulunduğundan şirketin kötü yönetilmesinden etkilendiğini, bu nedenle davaya müdahale etmede hukuki yararı olduğunu ileri sürerek, davacı lehine davaya müdahale istemlerinin ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yönetim kurulu ve denetçiler aleyhine tazminat davası açılmasını isteyen ortak ve azlık oya sahip ...’ın 28.05.2007 tarihli genel kurula ait hazirun cetvelindeki hissesinin % 10,88 olduğu, TTK’nun 341 nci maddesi uyarınca dava açılması isteminde bulunan pay sahiplerinin şirketin zarar ve ziyanını karşılamak amacı ile hisse senetlerini dava sonuna kadar rehnetmeye mecbur olduğu, söz konusu hisselerin genel kurul hazirun cetvelindeki hisse miktarı olduğu, müdahil ...’ın toplam bloke miktarının % 7,12 olduğu,
muhalefete konu 28.05.2007 tarihli olağan genel kurul toplantısında sahip olduğu % 10,88 hissesini verilen kesin sürelere rağmen rehnetmediğinden TTK’nun 341/son maddesindeki dava şartının sağlanamadığı, bu durumda hisselerin blokesi koşulunun yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve müdahil vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Dava, TTK’nun 341 nci maddesi uyarınca azlık pay sahibinin istemi ile yöneticiler ve denetçi aleyhine açılmış bulunan sorumluluk davasına ilişkindir.Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.Davacı şirketin azlık hakkını temsil eden pay sahibi tarafından davalı yöneticiler ve denetçi hakkında sorumluluk davası açılmasının istendiği 28.05.2007 günlü genel kurul toplantısına ait hazirun cetveli incelendiğinde davacı şirketin sermayesinin % 35,82 oranında halka açık olduğu anlaşılmıştır.Bu durumda davacı şirket Sermaye Piyasası Kanunu hükümlerine tabi olup, bu Kanun’un 2/son maddesinde,
bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.Buna göre, davacı şirket hakkında öncelikle daha özel bir Kanun olan Sermaye Piyasası Kanunu hükümlerinin uygulanması, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde ise genel hükümlerin uygulanması gerekmektedir.Yönetici ve denetçinin sorumluluğuna ilişkin işbu dava azlık pay sahibine TTK’nun 341 nci maddesi uyarınca tanınan hakka dayalı olarak açılmıştır.Bu maddede esas sermayenin en az onda birini temsil eden pay sahiplerine azlık hakkı tanınmıştır.Sermaye Piyasası Kanunu’nun 11/8 nci maddesinde ise Türk Ticaret Kanunu’nun 341, 348, 356, 359, 366,
367 ve 377 nci maddelerinde esas sermayenin en az onda birini temsil eden pay sahiplerine tanınan hakların halka açık anonim ortaklıklarda, ödenmiş sermayenin en az yirmide birini temsil eden pay sahipleri tarafından kullanılacağı açık olarak düzenlenmiştir.Bu itibarla,
somut olayda davacı şirketin halka açık bir anonim ortaklık olması nedeniyle azlık pay sahibine kanunun tanıdığı hakların bu şirketlerde ödenmiş sermayenin en az yirmide birini temsil eden pay sahipleri tarafından kullanılmasının mümkün olduğu göz önüne alınarak TTK’nun 341 nci maddesinde düzenlenen dava açılması isteminde bulunan pay sahiplerinin hisse senetlerini şirketin zarar ve ziyanına karşı teminat olarak davanın sonuna kadar merhun kalmak üzere muteber bir bankaya yatırma mecburiyetinin anılan Sermaye Piyasası Kanunu hükmü uyarınca değerlendirilmesi gerektiğinden mahkemece sözkonusu yükümlülüğün yerine getirilmesinde anılan Kanun
hükmü uyarınca işlem yapılması gerekirken, yazılı şekilde TTK’nun 341 nci maddesinde düzenlenen % 10 oranının esas alınması ile müdahil davacının hazirun cetvelinde gösterilen hisse oranının tamamını yatırması şart koşularak Sermaye Piyasası Kanunu hükümlerine aykırı davranılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/6423, K. 2010/12367, 2 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama