KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/6778 E., 2010/12859 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
475 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Zile Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.02.2009 tarih ve 2007/303 - 2009/105 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı temsilcisi tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin Eskiderbent Köyünde oturup çiftçilikle uğraştıklarını, davalının kamusal ağırlıklı bir kooperatif olmasına rağmen ortaklık için yaptıkları başvuruların kabul edilmediğini, başvuru ücreti dahil olmak üzere tüm taahhütleri yerine getirdiklerini, Kooperatif Genel Kurulunun 12.06.2007 tarihli toplantısında ortaklığa kabul edilmediklerini, bu hususun 25.06.2007 tarihinde tebliğ edildiğini ileri sürerek kooperatif genel kurul kararının iptaline, müvekkillerinin ortaklığa alınmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi, davacıların geçimsiz olduklarını, grup halinde hareket edip kooperatifin çalışmasını engellediklerini, kooperatifi şikayet ettiklerini, uyumlu kişileri ortak yapmak istediklerini, davacıların başvuru belgelerini Kaymakamlığa verdiklerini, 06.07.2008 tarihli yönetim kurulu kararıyla davacılardan dört kişinin ortaklığa kabul edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek, davacılar ..., ..., ... ve ...'nin yargılama sırasında 06.07.2008 tarihinde ortaklığa kabul edildikleri gerekçesiyle bu davacılar yönünden dava konusuz kaldığı için karar verilmesine yer olmadığına; diğer davacılar yönünden, davalı kooperatifin konuları itibariyle kamusal nitelikte olduğu, davacıların ortaklığa başvuru için tüm yükümlülükleri yerine getirdiği, davalı temsilcisinin savunmalarının kişisel olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 12.06.2007 tarihli olağan genel kurul sonucu üyeliklerin kabul edilmemesine ilişkin kararın iptaline, kooperatife üye olmalarına karar verilmiştir.
Davalı temsilcisi kararı temyiz etmiştir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 8. maddesine göre, kooperatiflere ortak olmada açık kapı ilkesi benimsenmiştir. Kanun ve kooperatif anasözleşmesinde yazılı şartları yerine getiren herkes kooperatife ortak olabilir. Kaldı ki haklı bir neden olmaksızın ortaklığa kabule ilişkin başvuru isteği reddedilen kişi yargı mercilerine gidebilir. Kooperatif genel kurulunda alınan kararlara yönelik olarak kimlerin iptal davası açacağı 1163 sayılı Kooperatifler Yasası´nın 53 ncü maddesinde düzenlenmiştir. Ortaklık sıfatı, ortağın açacağı iptal davasının dinlenebilmesi koşuludur. Davacı, bu sıfatını davanın kesin hüküm ile sonuçlanmasına kadar korumak zorundadır. Davacının ortaklığının bulunup bulunmadığı, başka bir anlatımla aktif dava ehliyetinin olup olmadığı net bir şekilde tespit edilmelidir.
Somut olayda davacılar, kooperatife ortaklık için yaptıkları başvurunun genel kurul tarafından reddedilmesinin iptalini ve ortaklığa kabul kararı verilmesini talep etmişlerdir. Dava konusu uyuşmazlığa bu açıdan bakıldığında, kooperatif ortağının açtığı genel kurul kararının iptali davası olarak algılanmamalıdır.
Davacılar henüz kooperatif ortağı olmadığından genel kurul kararına karşı iptal davası açma hakkı bulunmamakla birlikte tüm taahhütlerini yerine getirdikleri halde kooperatif genel kurulu tarafından ortaklığa kabul edilmediklerinin tespitini isteyebilirler.
Mahkemece, davanın ve ortaklığın kabulü için yeterli koşulların oluştuğunun tespiti ve muarazanın bu şekilde giderilmesi davası olarak değerlendirilmesi gerekirken, genel kurul kararının davacıların ortaklığa kabul edilmemelerine ilişkin kısmının iptali ile ortak olmalarına şeklinde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/6778, K. 2010/12859, 13 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama