KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/6828 E., 2011/6372 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
688 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.11.2008 tarih ve 2007/104 - 2008/136 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı-karşı davacı Hero Gıda San.Tic.A.Ş. ve davalı TPE Başkanlığı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen gününde davacı-karşı davalı avukatı ... ile davalı-karşı davacı Hero Gıda San. ve Tic.A.Ş. avukatı ... gelip, davalı TPE Başkanlığı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı avukatları dinlenildikten sonra,
duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkiline ait "FİT" markası ile iltibas oluşturacak "NUTRIFİT" ibaresinin marka olarak adına tescili için başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin başvuruya itirazının diğer davalı TPE Başkanlığı'nca kesin olarak reddedildiğini ileri sürerek, davalı TPE Başkanlığı YİDK'nun 13.07.2007 tarih ve 2007/M-4012 sayılı kararının iptalini, tescil edilmiş olması halinde diğer davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı tarafların markaları arasında benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Hero Gıda San. ve Tic.A.Ş. vekili, karşı davada, davacı-karşı davalının markasının hiç kullanılmadığını ileri sürerek, 556 sayılı KHK'nin 14. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, tarafların marka olarak kullanmak istedikleri ibarelerin aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığı, ancak davalı şirketin davacıya ait markayı kendi markasının içine alarak tescil ettirmek istediği, markaların kullanılacağı emtiaların alıcısının çoğunlukla ev hanımı ve çocuklar da dahil geniş bir halk kitlesi olan gıda maddeleri olduğu, bu durumda markaların birbirini çağrıştırabileceği ve her iki marka arasında bağlantı olduğu izlenimi doğurabileceği, karşılık davanın ise 21.04.2008 tarihli dilekçe ile atiye terk edildiği ve süresinde yenilenmediği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı Hero Gıda San. ve Tic.A.Ş. ile davalı TPE Başkanlığı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı TPE Başkanlığı vekilinin tüm ve davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak asıl dava davalı TPE YİDK kararının iptali ile tescil edilmiş olması halinde diğer davalı şirket markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi, karşı dava ise 556 sayılı KHK’nin 14. maddesine dayalı hükümsüzlük istemine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece 06.12.2007 tarihli oturumda, karşı davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydına ve masrafların davacıdan tahsiline karar verilmişse de davalı-karşı davacının masraf yatırmaması nedeniyle tefrik işlemleri gerçekleştirilememiş, devam eden yargılama sırasında davalı-karşı davacı vekilince 18.04.2008 tarihli dilekçe ile karşı davanın atiye bırakıldığı bildirilmiştir.
Bu beyan HUMK’nun 185/1. maddesinde düzenlenen davanın takibinden sarfınazar anlamında olup, anılan hüküm uyarınca davacı, davalının rızası olmaksızın davasını takipten sarfınazar edemez. Zımni muvafakat geçerli değildir. Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece davalı-karşı davacı vekilinin anılan beyanından sonra davacı-karşı davalının açık muvafakati alınmadan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Ayrıca yukarıda açıklanan müessese HUMK’nun 409. maddesinde düzenlenen davanın takipsiz bırakılmasından farklı olup, davalının davanın takibinden sarfınazar edilmesini kabul etmesi halinde dahi davanın açılmamış sayılmasına değil, takibinden sarfınazar edilen dava hakkında bir hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmelidir.
Bu durum karşısında mahkemece, yukarıda açıklandığı üzere, davalı-karşı davacı vekilinin 18.04.2008 tarihli dilekçesi ile davasını takipten sarfınazar etmesine karşı, davacı-karşı davalının muvafakat edip etmediği hakkında açık beyanı alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/6828, K. 2011/6372, 26 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama