KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/6893 E., 2011/6408 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
562 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/11/2008 tarih ve 2007/71-2008/641 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili ile katılım yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 24.05.2011 gününde davalı avukatı ... geldi, davacı vekili tebliğe rağmen duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı tarafın müşterisi bulunduğu İktisat Menkul Değerler A.Ş.’nin acentesi sıfatıyla 20.07.1998 tarihinde 160.000 adet Çukurova Elektrik A.Ş.ve 58.000 adet Kepez Elektrik A.Ş. hisse senedini davalının talimatı üzerine satın alma işlemine aracılık ettiğini, hisse senetleri bedelinin davalı tarafından ödenmemesi üzerine İktisat Menkul Değerler A.Ş.’ne ödemenin müvekkili tarafından yapıldığını, davalıya ihtarda bulunulmasına rağmen davalının ödemede bulunmadığını, bunun üzerine sözkonusu hisse senetlerinin satılarak davalı taraftan olan anapara alacağına mahsup edildiğini,
bakiye alacak olarak 68.387.195.993 TL anapara alacağının kaldığını, 31.08.1998 tarihi itibariyle anapara, temerrüt faizi, gider vergisi ve KKDF’den oluşan toplam alacağın 106.139.142.664 TL’ye ulaştığını ileri sürerek, bu miktarın anılan tarihten itibaren işleyecek % 203,85 temerrüt faizi, gider vergisi ve KKDF ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davaya konu hisse senetlerinin alımıyla ilgili olarak müvekkilinin hiçbir bilgisi ve talimatı olmadığını, aracı kurumu ve davacı bankanın kusurlu bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının zamanaşımı definin reddine karar verilerek devam edilen yargılama sonucu iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,davalının davaya konu hisse senetlerinin alımına ilişkin bir talimatı olmasa da alımı öğrendikten sonra senetlerin satımı için talimat vermesinin davaya konu alım işlemine davalının icazet verdiğini, alıma herhangi bir itirazının olmadığını, mutabakatının bulunduğunu gösterdiği,
davalının davaya konu hisse senetlerinin alışına ilişkin işlemlerin kendisine ait olmadığı yönündeki iddiasına yönelik olarak açtığı davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bu durumda davaya konu hisse senetlerinin alış bedellerinin ödenmemiş olması nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğu sonucuna varılarak, 106.139,14 YTL alacağın 31.08.1998 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 2. maddesi gereğince Merkez Bankası kısa vadeli krediler için öngörülen %80 ve değişen oranda reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile katılım yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile hisse senetleri bedelinin davalı tarafından ödenmemesi üzerine davacı tarafından yapılan ödemenin açık kredi niteliğinde olmasına göre de davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı ödediği bedelin % 203,85 oranında temerrüt faiziyle birlikte tahsilini istemiş olmasına rağmen mahkemece kabul edilen miktarın reeskont faiziyle tahsiline karar verilmiş, davacının istediği faiz oranının yerinde olup olmadığı konusunda bir inceleme yapılmamıştır.Bu durumda mahkemece, davacının istediği faiz oranının dayanağı ve bu konudaki istemin yerinde olup olmadığının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus üzerinde durulmaması doğru görülmemiş, kararın bu yönden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/6893, K. 2011/6408, 26 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama