KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/7223 E., 2011/214 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
504 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18.03.2009 tarih ve 2006/680-2009/105 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile Emlak Bankası’nın devraldığı Anadolu Bankası arasında yapılan Emeklilik Geliri sözleşmesi uyarınca müvekkilinin aylık 100 DM olmak üzere altı yıl boyunca toplam 8400 DM ödeme yaptığını, davalının sözleşme ile taahhüt ettiği ölünceye kadar emeklilik geliri bağlanması yönündeki taahhüdüne uymadığını ve taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça feshedilerek,
hesabın kapatıldığını, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin ödediği 8400 DM (4295 Euro’nun) faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, yapılan ıslah ile 01.05.1943 doğumlu müvekkilinin muhtemel ölüm yaşına göre mahkeme kararı ile kesinleşen aylık 102.556.051 TL gelir baz alınmak suretiyle ölünceye kadar olan emeklilik gelirinin peşin değerinin belirlenmesi,
bankanın kısmi ödemesinin bu rakamdan düşülmesi ile müvekkilinin tazminat alacağından 6.600.000.000 TL ile ek dava yolu ile ileri sürülüp birleştirilmesine karar verilen davada ise 3.688,42 TL'nın davalıdan faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iştirakçiler tarafından yatırılan para bakımından sözleşmenin bir mevduat hesabı sözleşmesi olduğunu, bunun kanunla düzenlenmesi gereken sosyal güvenlik sistemi ile ilgisi bulunmadığını, yatırılan paralar işletilip, faizlendirilerek faiz getirilerinin “emeklilik geliri” adı altında müşterilere ödendiğini, davacı yana ömür boyu ödeme bir ödeme yapılacağı taahhüdünde bulunulmadığını, müvekkilinin haklı nedenlerle sözleşmeyi feshettiğini, bu feshin davacıya tazminat isteme hakkı vermediğini, ayrıca 1988 yılından fesih tarihi olan 30.09.2002 tarihine kadar davacıya düzenli olarak ödeme yapıldığından davacının isteminin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının muhtemel ömrüne göre kesilen gelirin peşin sermaye değerinin hesaplanarak, ödenmesi gerektiği, buna uygun olarak yapılan hesaplama sonucu dava tarihinden muhtemel ölüm tarihi 31.12.2018 yılına kadar mahkeme kararı ile kesinleşen aylık gelirin peşin sermaye değerinin 110.288.423.036 TL olarak hesaplandığı belirtilerek, taleple bağlı kalınması sonucu ıslah edilen davanın kabulü ile, 6.600,00 YTL alacağın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınmasına,
davacının fazlaya ait haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş, davalı tarafça temyiz edilen karar, Dairemizce, taraflar arasında yapılan sözleşmenin feshedilerek, hesabın kapatıldığı, hesabın kapanması halinde, yapılacak ödemenin hesaplanma şekline ilişkin taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ile banka tarafından yapılan ödemeler de nazara alınarak davacının bu sözleşmeden dolayı davalı bankadan alacağı bir miktarın bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği noktasından bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, mevcut bilirkişi raporu doğrultusunda, asıl davanı kabulü ile 6.600 TL'nin,
birleşen davanın kısmen kabulü ile 72,45 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/7223, K. 2011/214, 17 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama