KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/748 E., 2010/6488 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
518 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Akhisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.07.2006 tarih ve 2005/477 - 2006/265 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka ile Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kredi Sözleşmesine dayanılarak, S.S. 1055 sayılı Akhisar Merkez ve Köyleri Tütün Tarım Satış Kooperatifine kredi açılarak kullandırıldığını, bu kredinin kooperafçe ortaklarına dağıtıldığını ve kredinin teminatı olarak ortaklardan müşterek ve müteselsil borç senetlerinin bankaya temlik edildiğini, bu durumda davalıların kooperatifin bankaya olan borcundan dolayı sorumlu olduklarını ileri sürerek, 7417 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek % 26 faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilleri ise davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece toplanan delillere ve dosya kapsamından asıl alacağın 1.525.000.000 TL olduğu halde dava değerinin dava tarihine kadar işlemiş olan faiz ve giderler asıl alacağa eklenmek suretiyle 7.417 YTL olarak gösterilerek davanın açıldığı, HUMK'nun 1.maddesi 2.fıkrasına göre faiz ve giderlerin görevin tespitinde hesaba katılamayacağı gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava kooperatif kredi borcunun tahsiline ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle, görevsizlik kararı verilmiştir.
1086 sayılı HUMK'nun vazife başlıklı 1.maddesinde "Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev, daha olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise, görevli mahkemenin tespitinde, davanın açıldığı gündeki değer esas tutulmak üzere, aşağıdaki maddeler hükümleri uygulanır. Faiz, icra tazminatı ve giderler görevin tespitinde hesaba katılmaz" hükmü yer almakta; aynı Kanun'un 2.maddesinin birinci fıkrasında ise "Müddeabih para ise mahkemenin vazifesini tayinde miktarı esas ittihaz olunur" denilmektedir. Yine HUMK'nun 5219 sayılı Kanun ile değişik 8/1.maddesine göre mamelek hukukundan doğan, değer veya miktarı beş milyar lirayı geçmeyen davalar Sulh Hukuk Mahkemesinde görülür.
Görülmektedir ki, dava olunan şeyin değeri esas alınarak görevli mahkemenin tayin edileceği durumlarda davanın konusunun, yani müddeabihin tespitinde hesaba katılmayacak unsurlar yasada açıkça belirlenmiştir ve faiz de bunlar arasında sayılmıştır. Bu durumda, temerrüt faizi, dava açılırken harçlandırılsın veya harçlandırılmasın görevin belirlenmesinde nazara alınamaz. Ancak sözleşmesel faiz, o da harçlandırılarak müddeabih haline getirilmek suretiyle görev miktarının tespitinde dikkate alınabilir. Dairemizin bu yönde kararları mevcuttur.
Somut olayda TTK'nun 8/3 maddesi ve davaya konu müşterek ve müteselsil borç senedinin 1. ve 2. maddelerine göre, hesaba borç yazılacak miktarların, yazıldığı tarihten itibaren yıl sonuna ve ayrıca yılbaşından vade tarihine ve vade tarihinden de tahsil tarihine kadar geçen günler için belirtilen faiz oranlarından hesap ve kapitalize edilecek faizi ile kooperatife veya temlik alan Ziraat Bankasına ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Bu durumda, mahkemece, davaya konu alacağın faiz alacağı olduğu var sayılan kısmı da HUMK'nun 1/1. maddesi kapsamında görevde dikkate alınmayacak olan temerrüt faizi olmayıp, sözleşme hükümlerine göre öngörülen dönemlerin sonunda ana paraya dönüşmüş bir alacaktır.
O halde, mahkemece, davaya konu alacağın tamamının asıl alacak olduğunun ve buna göre davaya bakmanın kendi görevine girdiğinin kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken somut olaya uymayan yazılı gerekçeler ile davanın görev yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/748, K. 2010/6488, 7 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama