KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/766 E., 2010/11259 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
945 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.10.2008 tarih ve 2007/205 - 2008/204 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.11.2010 gününde davalı avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 2985 sayılı Kanun uyarınca 1984 yılında kurulmuş özel bütçeli, kamu tüzel kişiliğini haiz, yaptığı iş ve işlemler devlet garantisinde bulunan müvekkili kurumun “T.C. BAŞBAKANLIK TOKİ TOPLU KONUT İDARESİ BAŞKANLIĞI+şekil” ibareli 37. sınıf hizmetleri içeren 29.05.2006/19520 sayılı marka ile yine“T.C.
BAŞBAKANLIK TOKİ TOPLU KONUT İDARESİ BAŞKANLIĞI+şekil” ibareli 1-45. sınıf mal ve hizmetleri içeren 06.04.2007/18371 sayılı marka tescil başvurularının sahibi olduğunu, bunun yanında TOPLU KONUT tanıtıcı işareti ile kuruluşundan bu yana gerçekleştirdiği iş ve işlemlerle bu meyanda ülke çapında gerçekleştirdiği projelerle bilinen ve maruf ve meşhur bir marka haline geldiğini, bu ünden haksız olarak yararlanmak isteyen davalı şirketin TOPLU KONUT ibaresini 35, 36 ve 37.sınıf hizmetleri içerecek biçimde 08.12.2005 tarihinde adına tescil ettirdiğini,
bunun yanında “www.toplukonut.com.tr “ isimli alan adını alıp içeriğinde toplum nezdinde yanlış kanı uyandıracak ve devlet garantisi altında gayrimenkul işleri yaptığı izlenimini vererek haksız rekabet yaratıcı ve marka haklarına zarar verici eylemlerde bulunduğunu, bu internet adresini ve web sitesini görenlerin bu hizmetlerin müvekkili idare tarafından verildiği biçiminde bir yanılgıya düşme ihtimallerinin bulunduğunu, ayrıca TOPLU KONUT tanıtıcı işareti ile gazete ve dergilerde ilânlar verdiğini, bu fiiller nedeniyle müvekkili kurumun ticarî kişisel varlığının,
bu meyanda itibarının zarara uğradığını ileri sürerek davalıya ait 2005/53040 sayılı markanın iptaline, davalının haksız rekabet hükümlerine aykırı olarak müvekkilinin marka hakkına vaki tecavüzünün önlenmesine, müvekkilinin zedelenen itibar ve güveni sebebiyle 50.000,00.-YTL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacı kurumun 2003 yılından itibaren konut üretim ve satış sektöründe TOPLU KONUT ibaresini değil, TOKİ ibaresini kullandığını, davacının 29.05.2006/19520 ve 06.04.2007/18371 sayılı marka ile marka tescil başvurularının müvekkilinin marka tescilinden sonraki tarihte gerçekleştirildiğini, kaldı ki anılan markaların “T.C.
BAŞBAKANLIK TOKİ TOPLU KONUT İDARESİ BAŞKANLIĞI+şekil” ibareli olduklarını ve müvekkilinin anılan ibareyi kullanmadığını, müvekkilinin 2002 yılında kurulup 35, 36 ve 37. sınıf hizmetleri sunduğunu, TOPLU KONUT+şekil ibareli markayı 08.12.2005 tarihinde 2005/53040 sayı ile adına tescil ettiğini, ayrıca www.toplukonut.com.tr isimli alan adını alarak içeriğinde müvekkilinin markasının kapsamında bulunan faaliyetlerle ilgili tanıtım ve açıklamalara yer verdiğini, davacının 08.12.2005 tarihinden sonra almış olduğu markalara dayanarak müvekkili markasının hükümsüzlüğünü talep edemeyeceğini,
kaldı ki davacının 2003 yılında konut üretim ve satış sektörüne girmesi sebebiyle önceye dayalı hak sahipliğinin müvekkilinde bulunduğunu, zira müvekkilinin 2002 yılında anılan faaliyetlere başladığını, müvekkili ve faaliyetlerini gören ve duyanların müvekkili ile davacı kurumu karıştırmasının mümkün olmadığını, zira müvekkilinin bir ticaret şirketi, davacının ise bir kamu kurumu olduğunu, zaten davacının www.toki....tr ibareli alan adı altında web sayfasının bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, marka hukukunda geçerli bulunan tescilde öncelik ilkesi uyarınca, davacının hükümsüzlüğünü istediği markanın tescil tarihinden sonra, kendi adına tescil ettirdiği markalara dayanarak davalının 2005/53040 sayılı markasının hükümsüzlüğünü istemesinin mümkün bulunmadığı,
bu nedenle davacının 2006/19250 sayılı marka ile 2007/18371 sayılı markalarına ve 556 sayılı KHK’nin 7/b ve 8/b. madde hükümlerine dayanarak davalı markasının hükümsüzlüğünü sağlayamayacağı, ancak özel bütçeli de olsa kamu tüzel kişiliği haiz bulunan kurumların da önceye dayalı hak sahipliğinden kaynaklanan nedenlerle 556 sayılı KHK’nin 8/3 ve 8/5. maddesi hükümlerine dayanarak üçüncü kişilere ait markaların hükümsüzlüklerini talep edebilecekleri, öte yandan kamu kurumu niteliğindeki kuruluşların isimlerinin marka olarak tescilinin 556 sayılı KHK’nin 7. maddesi uyarınca mümkün bulunmadığı,
diğer yandan kamu kurumu şayet ticarî faaliyette bulunuyor ise adı, 556 sayılı KHK’nin 8/5. maddesinde tanımlandığı gibi, bu adın ayrıca koruma altında bulunduğu, davacının faaliyetinin gayrimenkul ve konut sektörüyle ilgili olarak davalının gerek kuruluş tarihinden ve gerekse marka tescilinden önce TOPLU KONUT olarak anılır hale geldiği, yani anılan hizmet türünün davacı idareye bağlandığı, anılan ibare kullanıldığında veya duyulduğunda davacı kurumun akla geldiği, anılan ibarenin tescilsiz kullanımı niteliğinde bulunduğu ve ayırt edici nitelik kazanan bir işaret olduğu,
bu nedenle anılan işaretin, hem tescilsiz işaret olarak 556 sayılı KHK’nin 8/3 ve ticaret yapan kurum adı olarak 8/5. madde hükümleri, hem de Türk Ticaret Kanunu’ nun haksız rekabete ilişkin 56 ve devamı madde hükümleri uyarınca koruma altında bulunduğu, diğer yandan, Türk Medenî Kanunu’ nun 2. maddesi uyarıca, Türkiye’ de hem de bir kamu kurumu tarafından kullanıldığını bildiği,
tescilli bir marka olmasa da geniş halk kesimlerine ulaşmış bir işaretin(markanın), aynısı veya benzerinin, haklı bir neden olmaksızın ve geçerli bir mazereti bulunmaksızın, adına tescil ettiren kişinin amacının, bu tanınmış işaretten haksız yarar sağlamak olduğunun kabulünün gerektiği, yani davalının bu tescilinin, haksız ve kötü niyetli olduğu,
bunun yanında, davalının kendi markasal kullanım hakkının kapsamını aşacak bir faaliyetininde bulunmaması karşısında davalının anılan eylemleri nedeniyle haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz yarattığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 08.12.2005 gün ve 2005/53040 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, sair istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/766, K. 2010/11259, 4 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama