KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/7994 E., 2011/7165 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
802 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.02.2009 tarih ve 2008/284-2009/70 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.06.2011 gününde davacı-karşı davalı Mossley Adana Tekstil San. Ltd.Şti. vekili avukat Mustafa Çınar ile davalı-karşı davacılardan ... duruşmaya geldi.
Davetiye tebliğine rağmen davalı-karşı davacı vekilleri duruşmaya gelmediler, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin büyük ortağı Fransa’da mukim dava dışı Mossley Badın SA. İle diğer ortağı davalı ... arasında yapılan anlaşma gereği, Mossley Badın SA. Şirketine ait makinelerin Bedri tarafından kiralanan yere konularak üretime başlandığını, daha sonra bu makinelerin davalılar tarafından üçüncü kişilere satıldığını ileri sürerek, makinelerin aynen iadesini, bu mümkün olmazsa şimdilik 1.000.000.000 TL’nın dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, ıslah isteminde bulunarak toplam 74.071.731.720 TL’nin ihtar tarihinden itibaren ticari faiziyle hüküm altına alınmasını dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuş, davalı ... vekili karşı davasında, müvekkilinin davacı-karşı davalıya, anılan meblağda borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacı şirketin iki ortaklı olduğu, büyük ortağın Moosley Badın SA bulunduğu, davalılardan Bedri’nin payını 30.05.2002 tarihinde dava dışı kişiye devir ettiği, bu devrin pay defterine yazıldığı, ayrıca davacı şirketin 08.04.2004 tarihinden itibaren fesih ve tasfiyesine karar verildiği, diğer davalının, davacı şirket adına davaya konu 10 adet makineyi ithal ederek ve de davacı şirkete fatura düzenleyerek kardeş şirketi SFK’ya teslim ettiği, davacı tarafından 25.04.2002 tarihli protokol gereğince makinelerin çekilen ihtarnameyle iadesinin istendiği,
adı geçen davalıca makinelerin sahibi olmadığı, mahrecine iade edildiğinin davacıya bildirildiği, uyuşmazlığın devamında davalı ...’nin müdürü ve ortağı olduğu firmaca davacı şirketten makinelerin kullanıldığı yere ilişkin adına kira bedelinin kendilerine ödendiği iddiasıyla kira bedelinin talep edildiği, icra takibi başlatıldığı, açılan itirazın iptali davası sırasında ‘Borçtan Kurtulma Anlaşması’ yapılarak davanın feragatla sonuçlandığı, bu anlaşmaya göre uyuşmazlığa konu makinelerle ilgili olarak davalı yanca bir talepte bulunulmayacağının hükme bağlandığı, bu dava dosyası, karar kapsamı, borçtan kurtulma anlaşması ve Bakırköy.
Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 202/16 D.İş sayılı dosyası içeriği ile davalı ... savunmasının çeliştiği, diğer davalının ithal ederek makineleri davacı adına fatura etmesi, vekaletname ve ihtarnameler kapsamı da dikkate alındığında makinelerin davacı tasarrufunda olduğunun kabulünün gerektiği, bilirkişi raporunun da aynı sonuca ulaştığı, makinelerin bulunamadığı, aynen iadesinin söz konusu olamayacağı, değerinin talep edilebileceği, karşı davanın yerinde olmadığı gerekçesiyle 73.071.73 TL’nin davalılardan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekili ile diğer davalı vekilinin (2) numaralı bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, menkul malın aynen teslimi, olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı-karşı davalı şirketin tasfiye girdiği ve kendisine tasfiye memuru atandığı hususu uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca, davada bu şirketin tasfiye memuru tarafından atanan vekille temsil edildiği de dosya kapsamıyla sabittir.
Temyiz aşamasında davacı-karşı davalı şirketin tasfiye kararında imzası bulunan büyük pay sahibi ortağın imzasının taklit edildiği, geçerli bir tasfiye kararının bulunmadığı, tasfiye memurunun yetkili olmadığı, suç duyurusu sonrasında verilen takipsizlik kararının kaldırıldığı ileri sürülmüş, bu iddialara ilişkin karar örneği de temyiz dilekçesine eklenmiştir.
Bu durum karşısında, davacı-karşı davalının tasfiye memuru hakkındaki soruşturmanın akıbeti araştırılarak davada geçerli şekilde verilmiş vekaletname ile temsil edilip edilmediğinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi için kararın davalı-karşı davacı ile diğer davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince. Davacı-karşı davalı vekili, müvekkiline ait örme makinelerinin aynen teslimine, olmadığı takdirde bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. 24.11.2005 tarihli ıslah dilekçesiyle değere ilişkin 1.000.000.000 TL olan talebini 73.071.731.720 TL tutarında artırarak 74.071.731.720 TL alacağının hüküm altına alınmasını istemiştir. Bilirkişi raporunda da makinelerin değerinin 74.071.731.720 TL olduğu açıklanmıştır.
Gerekçede de davalı-karşı davacı ile diğer davalının bilirkişi raporunda belirlenen makinelerin değerinden tamamen sorumlu oldukları, asıl dava dilekçesi ile ıslah dilekçesindeki istemin yerinde bulunduğu kabul edilmiştir. Davacı-karşı davalının makinelerin değeri bakımından davasının tamamen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde 73.071.731.720 TL üzerinden hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Öte yandan, davacı-karşı davalı vekili hem asıl dava dilekçesinde hem de ıslah dilekçesinde talep ettiği alacağının temerrüt faiziyle tahsilini istemiştir. O halde, temerrüt faizi istemi bakımından olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de yanlış olmuştur. Bu durum karşısında, açıklanan nedenlerle kararın davacı-karşı davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/7994, K. 2011/7165, 14 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama