KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8581 E., 2011/1496 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
527 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Didim (Yenihisar) Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.01.2009 tarih ve 2008/268-2009/43 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı Mesa Ltd.
Şti.nin müvekkili ile yapmış olduğu ticari alış verişi sonucu keşidecisi olduğu 29.000YTL.bedelli 5 adet çeki müvekkile verdiğini, bu çekleri davacının iş yaptığı yerlere ciro ederek verdiğini, fakat çeklerin birer birer geri döndüğünü, ticari itibarının sarsılmaması için müvekkilinin çekleri ödeyerek geri aldığını, ancak çeklerin arkasının yazılmadığının fark edildiğini, sadece ibraz edilen banka şubeleri tarafından cirolarının veya takas kaşelerinin iptal edildiğini,yaptıkları araştırmada çeklerin sisteme kayıtlı olmadığını öğrendiklerini,
bankaların çek hesabı açarken ve açtırmak isteyenin yasaklılık ve engel durumunun bulunup bulunmadığını araştırmaları gerektiğini, davalının kusuru ile müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 29.000,00 -YTL.nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu olayda 3167 sayılı yasadan doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, çeklerin sisteme kayıtlı olmamasından ve arkasına basılan iptal kaşelerinden dolayı sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, dava dışı Mesa Ltd. Şti. tarafından dava dilekçesinde anılı keşide tarihleri ve miktarları yazılı çeklerin davacıya verildiği,davacı tarafından çeklerin üçüncü şahıslara ciro edildiği, tahsil için gidilen bankalarda çek arkalarına çek karşılıksız şeklinde bir kaşenin değil de ya iptal kaşesinin yada imzasız kaşelerin vurulmuş olduğu, çek bedelinin ödenmemesine ilişkin herhangi bir kayıt konulmadığı,
davalı tarafından dava dışı anılan şirkete çekleri teslim etmeden önce 3167 sayılı yasa uyarınca Merkez Bankası ekranından istihbarat yaparak çek verilmesinde sakınca olup olmadığının incelenmesi gerektiği, davalı tarafından Merkez Bankası ekranından istihbarat araştırmasının gereği gibi yapılmadığı, 49 adet sorunlu çeki olmasına rağmen çek karnesini anılı şirkete teslim ettiği,çek karnesi verilmesinde davalı tarafın gerekli özeni göstermediği, davalı tarafından verilen çeklerin, işlem yapılamaması ve keşideciye yasal başvuru hakkını sağlamaması nedeniyle davacıya zarar verdiği gerekçesiyle,davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava,davalı bankanın 3167 sayılı Yasa hükmüne aykırı davranışı nedeniyle doğan zararın tahsili istemine ilişkin olup, davalının anılan yasaya aykırı davrandığı ve bu bağlamda kusurlu olduğu dosya kapsamıyla sabit ise de, davacı hamili de ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır. Bu nedenle, davacı olayda en azından müterafik kusurlu kabul edilmeli, tarafların buna göre belirlenecek kusur oranları çerçevesinde davanın esası hakkında bir karar verilmelidir.
Bu durum karşısında, mahkemece, yukarıda belirtilen ilke çerçevesinde uyuşmazlık ele alınmak ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8581, K. 2011/1496, 14 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama