KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8635 E., 2011/2090 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mart 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
332 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.02.2009 tarih ve 2006/327-2009/32 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, “AKSEL markasının müvekkillerine miras yoluyla intikal ettiğini, davalı şirketin kurucu ortağı ...’ in müvekkillerinden ...’e ortaklık vaadinde bulunarak her ikisinin 18.7.2003 tarihinde davalı şirketi kurduklarını, ...'in müvekkillerinin tecrübesizliğinden istifade ederek,
yeni kurulan şirketin kredibilitesini artırmak için müvekkillerinin markasının şirkete devrini sağladığını ayrıca müvekkili ...'a ait ticari işletmenin tüm demirbaşlarının piyasa fiyatının çok altında davalı şirkete devredildiğini ancak ortada gerçek anlamda bir satış bulunmadığını, marka devir bedelinin ve demirbaş bedelinin piyasa değerinin çok altında olduğunu ileri sürerek,
“AKSEL” markasını davalıya devrine ilişkin sözleşmenin irade fesadı nedeniyle, demirbaş devrine ilişkin 10.01.2004 tarihli faturanın gerçek alım satım ilişkisine dayanmaması nedeniyle iptaline, markadaki ibarenin davalının ticaret unvanından terkinine, 10,000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, marka ve demirbaş devrinin irade fesadına dayanmadığı, davacıların uzun yıllardır ticaret hayatında bulunup basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği demirbaş ve markanın değerlerini bilmemesinin
mümkün olmadığını, bedellerin davacıların muvazaasıyla eksik gösterildiği, hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunamayacağı, davacı ...'ın hakları devralan şirketin ortağı olduğunu, kimsenin kendi kusurlu yada kötü niyetli hareketinden kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8635, K. 2011/2090, 2 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama