KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/875 E., 2010/6795 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Haziran 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
539 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.05.2010 tarih ve 2006/689-2008/130 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacıların 1950' li yıllardan itibaren aynı Holding bünyesinde faaliyet gösterdiğini, davacılardan Elmor A.Ş.nin pazarlama şirketi, Valfsel A.Ş.nin ise şirketinin ürünlerini yurtiçinde pazarlamasını yapan bir şirket olduğunu, diğer davacı E.C.A.
A.Ş.nin "E.C.A" ticaret unvanını ve markasını kullandığını, "E.C.A" markasının tanınmış bir marka olduğunu, davalının "..." markasını kullanmasının müvekkili markasına tecavüz ve haksız kazanç sağlama amacına yönelik olduğunu, "..." markasının müvekkiline ait "E.C.A" markasını çağrıştırdığını, davalının "..." markası ile musluk imal ederek satmasının TTK’nın 56/5. maddesi ile FSEK’nun hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek,
davalının iltibas yaratmak suretiyle eylemli markaya tecavüzünün önlenmesini, davalının eylemi aynı zamanda haksız rekabette teşkil ettiğinden bu iltibas ve haksız rekabetin giderilmesini ve hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin 1974 yılından beri tescilsiz 1979 yılından bu yana da tesclli olmak üzere "..." markasını ve ticaret unvanını kullandığını, müvekkili ve ortaklarına ait ALBAYRAK ... PRES, ALBAYRAK ... PRES DÖKÜM ARMATÜRLERİ, ALBAYRAK ... ibareli marka tescillerinin bulunduğunu, ayrıca davacının markası ile müvekkilinin ... ibaresinin birbirinden çok farklı olduğunu, davacıların 32 yıl sessiz kaldıktan sonra bu davayı açmaların iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığını savunarak, husumet ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, her üç davacının da aynı grubun şirketleri olduğu, dava dilekçesinde sadece markaya değil haksız rekabet hükümlerine de dayanıldığı, bu durumda diğer iki davacının ürün satışlarının azalması söz konusu olduğundan haksız rekabet iddiasına dayalı olarak aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabul edildiği, davacı markaların tamamında ayırt edici unsurun "E.C.A" sözcüğü olduğu, "E.C.A" markasının Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesi ile 556 sayılı KHK’nın 7/1 maddesi anlamında tanınmış marka olduğu, davalının ALBAYRAK ...
Pres Döküm Armatürleri ibareli tescilli markasının mevcut bulunduğu, bu markanın asli unsurunun "ALBAYRAK" ibaresi olduğu ve tek başına "..." ibaresinin davalı lehine koruma kapsamında bulunmadığı, davalının ürettiği ve sattığı banyo ve mutfak musluk batarya armatürleri üzerinde tescilli markasını kullanmayıp bu markanın tali unsurlardan birisi olan ... ibaresini markasal biçimde kullandığı,üstelik bu ibarenin davacının tanınmış markasına benzetilerek benzer harf karakteri ve sağa yatık olacak şekilde benzer eğimle ve italik biçimde kullanıldığı,
davalının böyle bir kullanımının kendi tescilli markasının kullanımı niteliğinde olmadığı,hiçbir zorunluluk bulunmamasına rağmen "..." ibaresini kullanmasının kötüniyetin bir göstergesi olarak görüldüğü, davalının kullanımının davacılardan ECA PRES DÖKÜM SANAYİ A.Ş. nin tescilli markalarına tecavüz oluşturduğu, diğer davacıların ECA markalı ürünlerin üreticisi ve pazarlamacısı olan grup şirketler olduğu,
davalının belirtilen biçimde hukuka aykırı kullanımının davacıların üretim ve pazarlamasını yaptığı ürünlerin satışını azaltacağı, davalıya ait ürünlerin bu hali ile piyasada satılmasının TTK’nın 56, 57/5. maddeleri anlamında haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/875, K. 2010/6795, 14 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama