KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8816 E., 2011/1697 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
422 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.12.2008 tarih ve 2007/584 - 2008/530 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...’in avukat olarak görev yapma yetkisi olmadığı halde diğer davalı ... tarafından verilen vekaletname ile tüzel kişiliği bulunmayan Üst Yapı Ortaklığı hakkında takip başlatıldığını, usulsüz işlemler ile takibin kesinleştirildiğini, davalı bankada müvekkili ile ihbar olunan şirkete ait olan ortak hesaptaki paranın bu takip sonucu haczedilerek davalı vekile ödendiğini, yapılan işlemleri usulsüz olduğunu ileri sürerek, 35.187,32 YTL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ile diğer davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının yargılama sırasında davalı ... hakkındaki davasını geri aldığı gerekçesiyle, bu davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar hakkındaki davanın ise, davacı tarafından icra dosyasında yapılan işlemlerin usulsüzlüğüne ilişkin yapılan şikayetin kabul edildiği, bu karara göre davacının icranın geri alınmasını istediği, ancak bu istemini sonuçlandırmadan dava açtığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ortak hesaptaki paranın usulsüz tahsil edildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda yazılı olduğu şekilde davacının icra dosyasına karşı başlattığı hukuki işlemleri devam ettirmeden doğrudan alacak davası açmasının doğru olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, mahkemenin bu gerekçesi sadece hakkındaki davanın atiye terk edildiği davalı ... yönünden geçerlidir. Zira, gerçekten de İİK’nın 361. maddesi gereğince Halil İbrahim’e karşı böyle bir dava açılmasında hukuki yarar yoktur.
Ancak, davalılardan ...yönünden de aynı gerekçe ile dava reddedilmiş ise de, anılan davalı, ortak hesaptaki paranın icra marifetiyle çekilmesinde yaptığı işlemleri vekil sıfatıyla gerçekleştirmiş olması nedeniyle çekilen paradan şahsen sorumlu tutulamayacağı gibi ortak hesaptaki para icra memurunun haczi nedeniyle dosyaya gönderilmiş olmasından dolayı da davalı bankanın buna karşı her hangi bir hukuki yola başvurarak engel olması mümkün bulunmadığından davalı bankanın da bu paradan dolayı sorumlu tutulması doğru olmaz.
Bu itibarla, mahkemece her bir davalı hakkındaki davanın açıklanan bu gerekçelerle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün değişik bu gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8816, K. 2011/1697, 15 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama