KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8929 E., 2011/1811 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
466 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.02.2009 tarih ve 2008/640 - 2009/86 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin sözleşme ile kendilerine hac kimlik belgesi verilmiş 345 hac adayını sözleşme koşullarına uygun bir biçimde hacca götürme ve getirmeyi üstlendiğini, hac kimlik belgesi verilmemiş olan kişilerin sözleşme kapsamında bulunmadığını, davacı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında söz konusu teminat mektuplarının davalı bakanlık lehine verilmesine dair sözleşme düzenlendiğini, sözleşme ilişkisinin usulüne uygun yerine getirilmesi nedeniyle sona ermiş olmasına karşın,
teminat mektuplarının iade edilmediğini ve sözleşme kapsamında olmayan 39 kişinin hacca götürülmediği ve paralarının iade edilmediğini ileri sürerek banka teminat mektuplarının paraya çevrilmesine çalışıldığını ileri sürerek, davalı tarafın, taraflar arasındaki sözleşme ve eki şartnameye göre hukuka aykırı talebi ile çıkarmış olduğu haksız sataşmanın önlenmesi ve sözleşme ilişkisinin sona ermesi nedeniyle davalıya verilmiş olan 32.250 USD ve 55.250 USD tutarındaki iki banka teminat mektubunun hükümsüzlüğü ile iadelerinin sağlanmasına veya iptallerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sorumluluğunun hacca giden adaylardan ibaret olmayıp, hacca götürme vaadiyle kendileri adına para toplayan ve hacca götürülmeyen vatandaşlarında zararlarından sorumluluğu içerdiğini, bakanlık işleminde hiç bir usulsüzlük bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı yanında davaya müdahale talebinde bulunanlar vekilleri, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak bozma ilamında belirtilen gerekçeler doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı Bakanlığa verilmiş bulunan teminat mektuplarının iadesi veya iptali istemine ilişkindir. HUMK’nun 429. maddesinde temyiz edilen bir kararın bozulması halinde mahkemece tarafların duruşmaya davet edilip dinlenmesinden sonra Yargıtay’ın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
Somut olayda, bozma ve karar düzeltme aşamalarından sonra mahalline dönen dosyanın anılan madde uyarınca mahkemece yeniden esasa kayıt edilerek taraflara duruşma gün ve saatinin bildirilmesine tensiben karar verildiği, ancak davacı ... müdahiller vekillerine bozma sonrası yargılama için tayin edilen duruşma gün ve saatinin tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı Bakanlık vekiline bu konuda bir tebligatın yapılmadığı, dosyada buna ilişkin tebliğ parçasının olmadığı ve bozma sonrası tayin edilen duruşmaya davalı Bakanlık vekilinin katılmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece bozma sonrasında davalı tarafın yokluğunda yargılama yapılarak bozmaya uyulmasına karar verilmesi ve yargılamanın sonuçlandırılması HUMK’nun anılan 429. maddesine aykırı görülmekle kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin uyuşmazlığın esasına yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8929, K. 2011/1811, 17 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama