KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/9509 E., 2011/2200 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mart 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
314 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.01.2009 tarih ve 2007/210-2009/3 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sahibi olduğu şekil markasının Türkiye’de tescili amacıyla yapılan başvurunun davalı Kurum tarafından 556 sayılı KHK’nin 7/1(a) bendi gereğince reddedildiğini, müvekkiline ait işaretin tescil kapsamındaki mallar bakımından ayırtedici niteliğe sahip olduğunu, bu nedenle anılan 7/1(a) maddesi anlamında ayırtedici niteliği bulunduğunu ileri sürerek, TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2007-M-395 sayılı kararının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu marka başvurusunun sıradan bir kap görüntüsünde olan şekilden ibaret olup, başvuru kapsamında yer alan malları ayırt etme niteliğinin olmadığını, şeffaf ve köşeli bir kap ile bir kapaktan oluşan ambalaj şeklindeki davacı başvurusunun bu nitelikten yoksun bulunduğunu, müvekkili Kurum’un bu nedenle 556 sayılı KHK’nin 7 ve 5 nci maddeleri kapsamındaki mutlak red nedenine dayanarak yapılan başvuruyu reddettiğini, müvekkili tarafından davaya konu marka başvurusu ile ilgili olarak alınan kararların ve yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nin 7/1(a) maddesi kapsamında ayırtedici nitelik taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/9509, K. 2011/2200, 3 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama