KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/992 E., 2010/6810 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
607 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 14.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.06.2006 tarih ve 2005/528-2006/420 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı Banka vekili ve davalı ... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı bankanın İstanbul-Şirineveler Şubesi’nde bulunan hesabından müvekkilinin bilgisi ve talimatı olmadan 22.08.2004 tarihinde internet aracılığı ile tanımadığı ... isimli bir kişinin Garanti Bankası Mithatpaşa Şubesi’nde bulunan hesabına toplam 51.000,00 YTL havale yapıldığını, İstanbul ve Ankara C.Başsavcılığı’nın yaptığı soruşturmada davalı sanıklar ..., ... ve ...’ın ... için ... adına sahte sürücü belgesi çıkarıp davalı banka dahil pek çok bankada hesap açtıkları, davacının parasını da bu şekilde açtıkları hesaba havale ettikleri,
davalı bankanın paranın 23.398.800.000 TL’sine bloke koyduğu ve müvekkiline ödediğini, bakiye zararın 27.601,20 YTL olduğunu, davalı bankanın elektronik bankacılık hizmetinde gereken güvenliği sağlayamadığını ileri sürerek, 27.601,20 YTL’nin 22.08.2004 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, şifrenin özenle saklanması yükümlülüğünün davacıda olduğunu, bu nedenle doğacak zararlardan davacının sorumlu olacağını, davacının zararının şifrenin 3. kişilerce öğrenilmesi sonucu meydana geldiğini, bankanın sisteminden kaynaklı bir zarar söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın davacının şifre ve kullanıcı bilgileri üçüncü şahıslarca ele geçirilmiş olsa dahi müşterinin zarar görmeyeceği sistemi hazırlamak ve kullandırmak zorunda olduğu, davaya konu havale işleminde davacıya ait şifre ve parola gibi kişisel bilgilerin davalılardan ... tarafından keyloger denilen program vasıtasıyla ele geçirildiği, bankanın güvenlik sisteminin teknik açıdan yeterli olmadığı,
maddi olayın davalı sanıklar hakkında açılan davada davalı ..., ... ve ...’ın verdikleri ifadelerde kısmen kabul edildiği gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın HUMK’nun 409 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, diğer davalılar hakkındaki davanın kabulü ile 27.601,20 YTL'nin 22.08.2004 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili ve davalı ... temyiz etmiştir. 1-Davanın kabulüne dair verilen mahkeme kararı davalı ... tarafından temyiz edilmiş olup, bu temyiz dilekçesi hakime havale ettirilmiş ise de, temyiz defterine kaydettirilmediği görüldüğü gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır.
Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nun 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre harca tabi ise temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davalı ... tarafından bu işlemler yapılmamış, sadece temyiz dilekçesinin hakime havale ettirilmesi ile yetinilmiştir.
Temyiz defterine kayıt ettirilip, harcı alınmayan temyiz dilekçeleri bakımından çözüm getiren 21.05.1985 gün ve 1984/5 esas,1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, harca tabi olmasına rağmen hesap edilip ilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında da HUMK’nun 434/3. maddesinde öngörülen eksik harç ödenmesi ile ilgili işlemin kıyasen uygulanması ve bu durumda temyiz isteminin, temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılması gerektiği açıklanmıştır.
Buna göre, somut olayda, temyiz defterine kayıt bulunmadığından, bu İBK'nın uygulanması gerekmemektedir.
Davacı ... tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesine konu temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı şirketin tahsilde tekerrür olmamak üzere alacağını tahsil edeceğinin tabi bulunmasına göre davalı banka vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/992, K. 2010/6810, 14 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama