KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10055 E., 2012/13915 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
543 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.03.2010 tarih ve 2010/36-2010/116 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.09.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili Banka ile davalı ... Otomotiv Ltd.
Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde diğer davalıların müteselsil kefil olduklarını, kredi borcunun (212.246,89)TL'na ulaşması üzerine hesabın kat edilip kredinin teminatı olmak üzere verilen 09.04.2009 vadeli (1.000.000) TL bedelli bonoya dayanılarak davalılar aleyhine icra takibine girişildiğini, davalılar tarafından İstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nde takibe itiraz edilmesi üzerine takibin borcu aşan (787,753) TL için kısmen iptal edilip müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedildiğini,
bu kararın hukuka aykırı olduğundan temyiz edilse de hükmedilen icra inkar tazminatının tahsili için müvekkili aleyhine icra takibine girişildiğini, İİK'nun 169-A/VI. maddesi uyarınca icraya konulmuş icra inkar tazminatının tahsilinin engellenmesi amacıyla alacaklı tarafından genel mahkemelerde alacak davası açılması gerektiğini ileri sürerek, davalıların tümünün genel kredi sözleşmesi uyarınca toplam (212,246,89) TL borçlu olduklarının ve bu alacağa %60 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiğini, yine davalılar ... ile Kazaz Dış Ticaret Ltd.
Şti'nin, diğer davalı lehine düzenledikleri bono nedeniyle (1.000.000) TL ödemekle yükümlü olduğunun ve müvekkilinin bu davalılardan yetkili hamil olmanın hukuki sorumluluğu ve lehdar adına hak kaybına sebebiyet verilmemesi nedeniyle anılan meblağı talep etmesi gerektiğinin tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin dava konusu bonoya keşideci, lehdar ve kefil sıfatıyla imzalayıp boş olarak davacıya verdiklerini, alacak miktarının (212.246,89) TL olduğu halde (1.000.000) TL meblağda doldurulan senet bedelinin tamamı üzerinden icra takibine girişilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, icra mahkemesi kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceğinden, icra mahkemesinin itirazın kabulü kararı ile, başlattığı takibi iptal edilen alacaklının, takip konusu alacak için genel mahkemelerde bir alacak davası açarak, icra mahkemesinin borçlu lehine hükmettiği icra inkar tazminatının ve para cezasının tahsilinin, bu alacak davasının sonuna kadar ertelenmesi mümkün ise de işbu davada davacının alacak değil tespit talebinde bulunduğu, davacının böyle bir talepte bulunmasında hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Hüküm davalılar vekili tarafından katılma yolu ile temyiz edilmiş olup, temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydı yapılmadığı gibi temyiz harcı da yatırılmamıştır. Bu durumda, usulüne uygun bir temyiz başvurusu bulunmadığından, HUMK.’nun 432. maddesi uyarınca davalılar vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10055, K. 2012/13915, 20 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama