KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10188 E., 2012/13865 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
627 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.04.2010 tarih ve 2009/546-2010/226 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.09.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılardan Mesa Mesken Sanayii A.Ş. vekili Av. ...... ve davalı ... vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, 1.2.2007 tarihinde davalılara ait işyerinde çalışmaya başladığını, ilerleyen günlerde Suudi Arabistan'a gönderildiğini, daha sonra ortakları davalılardan oluşan “MESA SAUDİ ARABIA CORTRACTING Ltd” şirketinin müvekkilinin katkılarıyla kurulduğunu, müvekkilinin de kurulan şirkete icra müdürü olarak atandığını, fakat kısa bir süre sonra bahsi geçen şirketin faaliyetine davalılar tarafından son verildiğini,
davalıların Mayıs 2008 tarihinden itibaren müvekkiline ücret ödememeleri ve 26.06.2008 tarihinde de vekaletnamelerden müvekkilini azletmeleri nedeniyle müvekkilinin Ankara 15. İş Mahkemesi'nin 2008/817 esas sayılı dosyasında iş akdinden kaynaklanan hakları için davalılar aleyhine dava açtığını, ancak müvekkilinin Suudi Arabistan'da kurulan şirketteki icra müdürlüğünden kaynaklanan maddi ve manevi zararlarının o davanın kapsamı dışında bulunduğunu, müvekkilinin dava dışı şirketteki görevinin resmi ticaret sicili kayıtlarında sonlandırılmadığını,
Suudi Arabistan hukuk sistemine göre bir yabancının Suudi Arabistan'da çalışabilmesi için çalışacak yabancıya bir Suudi'nin kefaletinin gerektiğini, şirket fiilen faaliyetine son verdiğinden ve müvekkiline olan kefaleti usulünce kaldırmadıklarından müvekkilinin Suudi Arabistan'da başka işlerde çalışabilmek için başka kişilerden yeni kefalet alabilmesinin imkansızlaştığını, 13.10.2008 tarihinden beri başta şirketlerle çalışamadığını ve gelir kaybına uğradığını, bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik,
30.000 Suudi Arabistan Riyali maddi tazminatın aynen veya tahsil anındaki kur üzerinden ve 50.000 TL tazminatın faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın ve davacı iddialarının muhatabının Mesa Saudi Arabıa Cortractıng Ltd. şti. olduğunu, müvekkillerinin o şirketin sadece ortaklarından biri olduğunu, Mesa Saudi Arabıa Cortractıng Ltd. Şti’nin ayrı bir tüzel kişiliği olduğunu, davacının dava dışı ayrı bir tüzel kişilikle olan ilişkisinden doğan taleplerini müvekkillerine ileri süremeyeceğini savunarak davanın reddine talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının da kabul ettiği gibi davacıya onay veren Mesa Saudi Arabıa Cortractıng Ltd. şti. Suudi Arabistan devletinde, o devletin hukukuna göre kurulmuş ayrı bir tüzel kişilik olduğu, şirketin kefaleti ile Suidi Arbistan'da çalışma izni alan davacının, sözkonusu kefaletin kaldırılmasını veya kaldırılmaması nedeniyle oluşan hak ve alacaklarını yine o şirketi taraf göstererek istemesi gerektiği, davalıların, o şirketin ortakları olmalarının doğrudan kendilerinden hak talep edilmesine imkan vermeyeceği, davalıların, kefaletin kaldırılması konusunda ayrıca bir taahhütleri bulunduğu da iddia edilmediğine göre davalılara husumet düşmeyeceği gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalıların ortak olduğu ve Suudi Arabistan’da Suudi Kanunlarına göre kurulduğu anlaşılan “MESA SAUDİ ARABIA CORTRACTING Ltd” şirketinin icra müdürü olarak atanan davacının görevinin şirketin faaliyetine son verilmesine rağmen resmi makamlar nezdinde kaldırılmadığı, bu nedenle davacının başka şirketler ile çalışamadığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki ilişkide yabancılık unsuru bulunduğu, davalıların ortağı oldukları iddia olunan şirketin Türkiye sınırlarında olmadığı uyuşmazlık konusu değildir. Bu itibarla mahkemece öncelikle 5718 sayılı MÖHUK hükümleri değerlendirilmek suretiyle mahkemenin milletlerarası yetkisi ve uyuşmazlığa uygulayacağı hukuk belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10188, K. 2012/13865, 20 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama