KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10114 E., 2012/13549 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
458 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/05/2010 tarih ve 2010/67-2010/272 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi katılma yolu ile davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/09/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. .... ile davalı vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin jeneratör üreterek pazarladığını, kendini ..... olarak tanıtan kişiye 4 adet jeneratör sattığını, satış bedeline ilişkin olarak davalının Cemalpaşa Şubesine ait üç ayrı çekin verildiğini, ödenmemeleri sonrasında borçlu aleyhine yapılan takipte gerçekte böyle bir kişinin olmadığının, çek hesabının sahte kimlikle açıldığının tespit edildiğini, davalının çek hesabı açarken üzerine düşen yasal yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürerek, 35.000.00 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin çek hesabı açarken tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, 15.08.2005 tarihi itibariyle hesabın açıldığını, tüm kayıtların alındığını, POS cihazı bağlandığını, aktif çalıştığının tespit edildiğini, 02.12.2005 tarihinde verilen çek karnesinde sorun yaşanmadığını, iki adedini karşılıksız çıkması sonucu ödediğini, sonraki karnede de bir sorunun yaşanmadığını, işyeri değişikliği sonucu hesabın diğer şubeye devredildiğini, üçüncü çek karnesinde sorunlar yaşandığını, çek hesabı açılmasında müvekkiline atfedilecek kusur olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 3167 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile TTK’nun 20. maddesinde davalı bankanın çek hesabı açarken üzerine düşen yükümlülüklerinin belirlendiği, bu özen yükümlülüğünün ihlali halinde zarar görenlere karşı sorumluluğunun bulunduğu, meçhul kişinin sahte nüfus cüzdanı kullanarak davalı nezdinde çek hesabı açtığı, bu hesaptan kesilen çeklerden bir kısmını kullanarak davacıyı zarara uğrattığı, çek karnesi verilen kişinin yeterli şekilde ekonomik ve sosyal durumunun araştırılmadığı, davacının da ticari ilişkide bulunduğu kişiyle ilgili yeterli araştırma yapmadığı,
ödeme gücünü tahkik etmediği, zararın meydana gelmesinde %60 oranında davacının, %40 oranında ise, davalının kusurlu bulunduğu, icra takibi kesinleşmemiş ise de hayali kişi adına hesabın açıldığı, takibin sonuçsuz kalacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 23.020 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10114, K. 2012/13549, 18 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama