KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10176 E., 2012/1831 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
428 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/06/2009 tarih ve 2009/79-2009/228 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin 15.08.1990 tarihi itibariyle hayat sigortası için davalı şirket nezdinde sigorta yaptırdıklarını, 1999 tarihine kadar düzenli olarak primleri müvekkillerinin ödediklerini, son bir yıl kala tahsilat yapılmadığını ileri sürerek müvekkillerinin sigortalı olduklarının tespitini, mümkün olmadığı takdirde müvekkillerince ödenmiş primlerin ödeme tarihlerine göre faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin ticaret merkezinin Beyoğlu ilçesi olduğu için yetkili mahkemenin Beyoğlu Asliye Ticaret Mahkemesi olacağını, mutlak ticari dava olduğunu ve tüketici mahkemesinin değil, ticaret mahkemesinin görevli olduğunu savunarak görev ve yetki itirazında bulunmuştur.
Mahkemece, dava tüketici mahkemesi sıfatıyla açılmış ise de dava konusunun hayat sigortasından kaynaklanan bir dava olduğu, T.T.K.'nın 1263 ve devamı maddeleri kapsamında ticari dava olması ve talep edilen miktarın da 3.000 TL olması nedeniyle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın talep halinde yetkili ve görevli Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, hayat sigorta poliçesi ile sigortalı olunduğunun tespiti, mümkün olmadığı takdirde ödenmiş primlerin tahsili istemine ilişkindir.
4822 sayılı Kanun'la değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/e maddesinde tüketicinin, "Mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi", 3 (h) bendinde tüketici işleminin "mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi" ifade edeceği, aynı yasanın ikinci maddesinde ise bu kanunun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal veya hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, davacının hayat sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunun tespitini istemesine ve bu işlemin TTK'nın 4. maddesi gereğince ticari iş niteliğinde bulunmasına göre, 4077 sayılı yasa kapsamında kalan tüketiciden ve bir tüketici işleminden söz etme imkanı bulunmaması nedeniyle mahkemece davaya genel mahkeme (ticaret mahkemesi) sıfatıyla bakılması gerekirken, sigortalı olunduğunun tespitine ilişkin istem dikkate alınmaksızın, davacı vekilinin terditli istemlerinden 3.000 TL alacağın tahsili istendiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10176, K. 2012/1831, 13 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama