KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10748 E., 2012/2227 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
613 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Antalya 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/04/2010 tarih ve 2008/362-2010/458 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada TL ve Euro hesabı olduğunu, 18.09.2008 tarihinde bilgisi ve rızası dışında TL hesabından 3.947,00 TL başka hesaplara aktarıldığını, 1.045,60 TL’nin daha sonra iade edildiğini, Euro hesabındaki 6.000,00 Euro’nun da 10.902,00 TL’ye çevrildiğini, bu hesaptan davalı bankaya her ayın 24. günü itibariyle 1.870 Euro iş yeri ihtiyaç kredisi ödemesi yapıldığını, Euro’nun satılması sebebiyle müvekkilinin ödeme yapabilmek için daha yüksek kurdan döviz almak zorunda kaldığından zarara uğradığını, davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 2.657.15 TL’nin 18.09.2008 tarihinden itibaren, döviz satış işlemi nedeni ile kur farkı sonucu oluşan 1.942 TL zararın 24.10.2008 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, söz konusu işlemlerin davacının gerekli teknik önlemleri almaması nedeniyle gerçekleştiğini, ayrıca döviz bozdurulmasıyla ilgili zararın da kabul edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı bankanın kullanımını zorunlu tutmayarak ek güvenlik önlemlerinin işlevsiz kalmasına sebep olduğu, güven kurumu olarak davalı bankanın objektif özen yükümlüğünü yerine getirmediğinden %80 oranında, davacının ek güvenlik önlemlerini kullanmadan yalnız kullanıcı adı ve şifre ile internet bankacılığı işlemlerini gerçekleştirdiğinden %20 oranında zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle 2.125,72 TL’nin 18.09.2008 tarihinden itibaren, kur farkından dolayı 1.553,60 TL’nin 24.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bent dışında bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davacı, davadaki diğer iddialarının yanı sıra hesabında bulunan yabancı paranın kendi talimatı olmaksızın sahtecilik işlemini gerçekleştirenler tarafından TL’na çevrildiğini, kendisinin her ayın 24. günü davalı bankaya ödenecek döviz borcu olduğunu ve kur farkı nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, bu nedene dayalı olarak da tazminat talebinde bulunmuştur.
Davacının talimatı olmaksızın bu şekilde bir işlemle yabancı para mevduatının TL’na çevrilmesiyle bir zararı doğmuş ise bunun bankaca tazmin edileceği tabidir.
Ancak, davacı bu konudaki iddiasını yine davalı bankaya yapacağı bir yabancı para ödemesine bağlandığına göre mahkemece davacının bu iddiasına ilişkin delileri toplanıp, bu ödeme nedeniyle kur farkından kaynaklanan bir zararı bulunup bulunmadığının araştırılması ve zararı var ise taleple bağlı kalınmak kaydıyla bu tutara, zarar kanıtlanamaz ise çoğun içinde azında bulunduğu kuralı gereğince işlemin yapıldığı tarihteki yabancı paranın alış ve satış kurları nispetinde davacının zararının bulunup bulunmadığı tespit edilerek belirlenecek tutara hükmolunması gerekirken,
bu hususta hiçbir araştırma yapılmadan davacının dava dilekçesindeki talep miktarı doğrultusunda, eksik incelemeye dayanılarak verilen karar doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3) Davacı tarafın temyiz itirazlarının incelemesine gelince, sahtecilik işlemi bankaya karşı gerçekleştirilmiş olup kanıt yükü kendisinde bulunan davalı da sahtecilik işleminin gerçekleştirilmesinde davacının kusuru bulunduğunu kanıtlayamamıştır. Bu itibarla mahkemece tazminattan kusur indirimi yapılması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. 4) Bozma neden ve şekline göre vekalet ücreti ve yargılama masrafıyla ilgili temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10748, K. 2012/2227, 20 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama