KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10821 E., 2012/2298 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
383 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/04/2010 tarih ve 2009/332-2010/93 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait işyerinin davalı şirkete sigortalı olup 29.07.2006 tarihinde mağazanın elektrik kontağından kaynaklanan yangın nedeniyle binanın bir kısmı, bazı demirbaşlar ve satışa sunulmuş ürünlerin zarar gördüğünü, yangın nedeniyle yaklaşık 40.000 TL zarar meydana geldiği halde davalı tarafın 8.581 TL ödeme teklifinde bulunduğunu, kısmi ödeme teklifinin müvekkilince kabul edilmediğini ileri sürerek, şimdilik 20.000 TL'nin olay tarihinden itibaren kısa vadeli mevduata uygulanan en yüksek banka faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, bozma sonrası dava değerini 24.839,79 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, eksik sigorta hükümleri gereğince davacı tarafa ödenecek sigorta bedelinin 8.581 TL olup, davacı tarafın bu miktar ödemeyi kabul etmediğini, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, hasarın poliçe kapsamında olduğu, sigortacının gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğu, zararın raporda usulüne uygun belirlendiği, davalı şirketin eksperce belirlenen bedeli ödemeyi teklif etmesine rağmen bunun davacı sigortalı tarafından kabul edilmemesi nedeniyle davalının dava tarihinden önce temerrüde düşmüş sayılmayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 24.839,79 TL'nin 17.11.2006 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava değeri, mahkemece kurulan ilk hükmün bozulmasından sonra ıslah edilmiştir. Bozmadan sonra ıslah işlemi yapılamayacağı nazara alınmadan mahkemece ıslan edilen miktara da hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Kabule göre de, davalı vekili ıslah edilen miktarla ilgili zamanaşımı definde bulunduğu halde mahkemece, bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden hüküm tesisi de doğru değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10821, K. 2012/2298, 20 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama