KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10836 E., 2012/14826 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
616 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/02/2010 tarih ve 2006/797-2010/18 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 02/10/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tekstil alanında faaliyet gösteren müvekkilin yıllarca ihracat yaptığını, ticari hayatın kuralları gereği bazı bankalardan ihracat kredisi aldığını, bu kapsamda davalı bankadan da ihracat kredisi kullandığını, davalı Banka'nın 29.11.2001 tarihli protokole uygun şekilde 2.495.000 Euro kredi vermeyi taahhüt ettiği halde buna aykırı davrandığını, ödeme yapmadığını, müvekkilinin bir çok ihracat bağlantısını kasıtlı ve yasalara aykırı şekilde engellediğini, hem kardan mahrum kaldığını, hem de elde edilecek ihracat bedelinden eski kredi borcunu ödeyememekle zarara uğradığını, davalının sözleşmeye aykırı davrandığını ileri sürerek, 400.000 Euro’nun tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 1992 yılından beri davacı ile kredi ilişkisi olduğunu, uzun süre sorunsuz devam ettiğini, davacının 1998-1999 yılları ve devamında ödeme güçlüğüne düştüğünü, kredi ödemelerini aksattığını, ham madde ihtiyacını karşılayamaz hale geldiğini, ahde vefa kapsamında anılan protokolün imzalandığını, normal bir kredi olmadığını, davacının tüm borçları tutarında kredi açıldığını, amacın eski borçların tasfiyesi olduğunu, böylelikle borçların vadeye yayılmış bulunduğunu, olağanüstü şartlarda davacıya sağlanan kredi niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 29.11.2001 tarihli protokol uyarınca davalı tarafından davacıya kullandırılan krediden kaynaklandığı, davacının, bu kredinin özel mevzuata dayalı ihracat kredisi niteliğinde olduğu, yapılacak ihracat sonucu elde edilen gelirle davalıdan kullanılan önceki kredilerin kapatılmasının amaçlandığının ileri sürüldüğü, davalının ise, anılan kredinin önceki borcun tasfiyesinde kullanılmak üzere açıldığını savunduğu,
bu protokolün 1. maddesinde davacı borçlunun ve kefillerinin, davalıya 30.11.2001 tarihi itibariyle 2.495.000 Euro para borcunun belirlendiği, borcun karşılanmasını temin etmek amacıyla aynı miktarda libor+5,5 faiz oranı uygulanarak ve 18 ay vadeli olmak üzere ihracat döviz kredisi tahsis edildiği, başka hükümler de içerdiği, sonuçta davacının, davalıya olan önceki 20 adet ihracat döviz kredisi borçlarının kapatıldığı, ihracatla sağlanan finansmanla eski borçların kapatılmasına ilişkin hüküm içermediği,
davacı yetkililerinin Hazine Müsteşarlığı müfettişine verdiği ifadelerde savunma doğrultusunda kredi kullanımının davacının ödeme gücünün kolaylaştırılması amacı taşıdığı, eski borçların vadeye yayıldığının bildirildiği, eski borç kadar kredi kullanımının bu durumu teyit ettiği, protokolün geçersizliğinin ileri sürülmediği, taraflar arasında görülen davalarda zaten geçerliliğin benimsendiği, davacının iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasında düzenlenen protokol sonrasında davalı tarafından davacıya kullandırılan ihracat döviz kredisiyle ilgili olarak Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Hazine Kontrolörler Kurulu raporunda anılan kredinin, davacının eski döviz kredilerinin tasfiyesine ilişkin kullandırıldığı, gerçekte bu yönde iradenin olduğu şeklindeki beyanların davalı bankanın yetkililerine ait olduğunun açıklanmış olmasına,
esasen, bu durumun itiraz sonrasında alınan bilirkişi ek raporunda da düzeltilmiş bulunmasına, her ne kadar karar gerekçesinde açıklanan beyanların davacı yetkililerince yapıldığı yönündeki değerlendirme doğru değil ise de bu yanlışlığın sonuca etkili olmamasına, davacının, davalı bankadan önceden 20 ayrı kredi kullanmış bulunmasına, ekonomik nedenlerden dolayı bu kredileri geri ödemede güçlük çekmesine,
dava konusu kredinin, 29.11.2001 tarihli protokol hükümleri, özellikle eski dönem borcunun belirlenerek bu miktarda kredi kullandırılması ve önceki bu borcun tasfiyesi amacıyla açıldığının açıklanması dikkate alındığında iddianın kanıtlanamadığının sabit olmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10836, K. 2012/14826, 2 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama