KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1151 E., 2011/10589 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
543 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/10/2009 tarih ve 2006/110-2009/190 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin eser sahibi ...'nun FSEK kapsamında her türlü hakkını temsile ve takibe yetkili olduğunu, eser sahibine ait olan “Bu aşk biter mi” adlı eserin davalı tarafından yapımı üstlenilen “Dadı” isimli televizyon dizisinde izinsiz olarak kullanıldığını, eser sahibinin mali ve manevi haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, davalının tecavüzünün refine ve muhtemel tecavüzlerin menine, 15.000 TL manevi tazminatın, 4.000 TL maddi tazminatın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, söz konusu eserin ...ile ...'ya ait olduğunu, FSEK 10/2. maddesine göre ...'nun tek başına eser üzerinde tasarruf hakkının bulunmadığını, müvekkilinin yapımcısı olduğu dizide belirtilen eserin kullanılmadığını, istenen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ...ile davacı Taksim Edisyon Şirketi'nin MSG Meslek Birliğine üye oldukları, 1.3.2002 tarihli yetki belgesi ile davacının eser sahipliğinden doğan tüm mali haklarının takibi konusunda MSG Meslek Birliğine yetki verildiği, dava konusu kullanımın ise devir tarihinden sonra gerçekleştiği, 5846 sayılı yasanın 42/son maddesi gereğince eser sahiplerinin bu kanunla tanınmış haklarının ülke içinde bu maddeye göre kurulan meslek birlikleri dışında başka birlik, dernek ve benzeri kuruluşlar tarafından takibinin mümkün olmadığı,
dava konusu “Bu aşk biter mi” adlı şarkı konusunda ...ile davacı edisyon şirketi arasında 19 Şubat 2004 tarihli tek eserlik edisyon sözleşmesi yapılmış ise de bu sözleşmenin dava konusu programın yayınından sonra yapıldığı, davacı Taksim Edisyon Şirketi' nin MSG Meslek Birliği' ne verdiği başvuru formunda ve yetki belgesinde bu aşk biter mi adlı şarkının yer almadığı, dolayısıyla davacı edisyon şirketinin dava tarihinde söz konusu şarkının
kullanımından kaynaklanan hakları takibe yetkili olmadığı, ayrıca dadı adlı televizyon dizisinde ...'nun şarkı söyleyip söylemediğinin de kesin olarak belli olmadığı, her ne kadar tanıklar ... ile ..., ...' nun dizide bu aşk biter mi adlı şarkıyı söylemiş olabileceğine dair beyanlarda bulunmuş iseler de, beyanlarının çok net olmadığı, her iki tanığın, ...' nun icrası konusunda emin olmadıkları, sanatçı ...' nun dizide bir şarkı söylemiş olsa bile bu şarkının hangi şarkı olduğu, ne şekilde icra edildiği, icranın canlı icra içinde olup olmadığı hususlarının her türlü şüpheden uzak bir şekilde belirlenemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, FSEK'nun 10. maddesi uyarınca birden fazla kimsenin iştirakiyle vücuda getirilen eserin ayrılmaz bir bütün teşkil etmesi halinde eserin sahibinin onu vücuda getirenlerin birliği olmasına, eser üzerinde tasarrufta bulunma yetkisinin de bu birliğe ait bulunmasına, söz konusu eserin mali haklarının ise davacıya geçerli bir devir yapıldığından bahsedilemeyeceğinden, geçerli bir devir ile eser üzerindeki hakları devralmayan davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1151, K. 2011/10589, 20 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama