KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/11690 E., 2012/3064 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mart 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
369 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/04/2010 tarih ve 2009/214-2010/134 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının 132 sayılı Türk Standartları Enstitüsü Kuruluş Kanunu hükümleri doğrultusunda imzaladıkları sözleşme ile müvekkiline TSE markasını kullanma hakkının tanındığını, davalı kurum tarafından 132 sayılı Kanun’un 11/c maddesine göre enstitünün yapacağı hizmetler karşılığı bedel alınacak kişiler belirtilirken “gerçek ve tüzel kişiler” denilmekte iken çıkarılan talimat hükümlerine dayanılarak yasaya aykırı biçimde müvekkilinden işletme veya tesisler ve müesseselerin ayrı ayrı brüt satış tutarları üzerinden fazla marka kullanma ücreti tahsil edildiğini ileri sürerek, 1995 ile 2003 yıllarına ait toplam 112.759.000.000 TL’nın faiziyle davalıdan istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, işletme sayısına göre belgelendirme yapılması ve ona göre ücret alınmasının yasaya aykırı olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, mübrez belgelere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, sözleşmeden kaynaklanan alacak istemiyle açılan davanın (10) yıllık genel zamanaşımına tâbi bulunduğu, 132 sayılı Kanun’un 11/c maddesinde bedel alınacak kişiler belirtilirken “gerçek ve tüzel kişilere denilmesine karşın TSE Belgelendirme Talimatı’nda tüzel kişiliği oluşturan tesis, işletme ve müesseselerin ayrı birim olarak değerlendirildiği, davacının her bir işletmesi için ayrı başvurularda bulunarak ayrı sözleşme düzenlediği, her bir işletme için ayrı bir ücretlendirme ve hesaplama yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı,
tacir olan davacının basiretli davranma yükümlülüğü altında imzaladığı sözleşmelerin hukukî sonuçlarını bilebilecek durumda olduğu, ayrı ayrı yapılan başvuru ve imzalanan sözleşmeler uyarınca bir önceki yılın cirosu üzerinden hesaplanan ve fatura kesilerek tahsil edilen miktarların davalının belirlediği tavan ücreti aşmadığı ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/11690, K. 2012/3064, 2 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama