KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1170 E., 2011/10483 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
483 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/07/2009 tarih ve 2002/133-2009/169 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin derz dolgu malzemeleri ürettiğini ve “Derzer” ve “Derzer-Derzflex” ibareli markalarını tescil ettirdiğini, davalının aynı sektörde faaliyet gösterdiğini ve müvekkilinin tescilli markalarını ürünlerinde ve ürün ambalajlarında kullandığını ileri sürerek, marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, 50.000 TL maddi, piyasadaki itibarının ve imajının zedelenmesi nedeniyle 50.000 TL manevi tazminatın tahsilini, hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı karşı davacı vekili, müvekkilinin ürün ve ambalajları üzerindeki hakim markanın kendi markası olan “EGE SER” markası olduğunu savunarak, davanın reddi istemiş, davacının markalarındaki “DERZ” sözcüğünün "iki yapı gereci yada yapının iki bölüğü arasındaki aralık; duvar taşlarının yada tuğlalarının harçla doldurulup üzerinden mala çekilerek düzeltilen aralık" anlamına geldiğini, bu ibarenin işin niteliğini ifade ettiğini, tekel altına alınabilecek bir sözcük olmadığını, tek başına marka olarak tescil edilemeyeceğini ileri sürerek, davacı adına tescilli markaların hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının “DERZER” markasının 1987 yılında tescil edildiği, karşı davanın ise ilk tescil tarihinden 15 yıl sonra 2002 yılında açıldığı, karşı davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiği gibi, davacı markasının uydurulmuş bir sözcük olduğu,
556 sayılı KHK'nın 7. maddesi anlamında tasvir edici olarak kabul edilemeyeceği, marka olarak da ayırt edicilik kazandığı gerekçesiyle karşı davanın reddine, asıl davada ise davalının ambalajlarında, broşürlerinde ve renk kartelalarında DERZER sözcüğünü kendi adına tescilli Ege-Ser markası ile birlikte kullanması eyleminin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, tazminat talebinin 556 sayılı KHK'nın 66/a maddesine göre kazanç kaybına ilişkin olduğu,ilk raporun sadece davacı defterlerine göre ve tüm üretim üzerinden hesaplama yapılmış olduğu,
tüm kazanç kaybının davalının üretimine bağlamak mümkün olmadığı gibi, fiili kullanım süresi de kesin olarak saptanmadığından hükme yeterli olmadığı, ek raporda bulunan miktarın ilk
raporda bulunan miktardan düşük olması ve her iki raporda da gerçek kazanç kaybının net olarak tespit edilemediği gerekçesiyle ek raporda hesaplanan tazminat miktarına itibar edildiği gerekçesiyle, davalının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespit ve önlenmesine, B.K.’nun 42. maddesi de dikkate alınarak 2.792 TL maddi, fiilin işleniş şekli, kullanım durumu, süresi dikkate alınarak takdiren 3.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1170, K. 2011/10483, 19 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama