KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/11754 E., 2012/3065 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
461 kelime·2 dk okuma
Hasımsız olarak görülen davada İstanbul 47. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/05/2010 tarih ve 2009/66-2010/213 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin hamili olduğu çeklerin ve bonoların çalındığını ileri sürerek iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, 4 çek dışında bulunan diğer çekler ve bonoların muhatap bankalar veya borçlu adresleri Beyoğlu ilçe sınırları dahilinde olmadığından bunlar yönünden tefrik kararı verilmiş ve Akbank........., Şubesine ait 312490 hesap,5866291 çek nolu 3.800,00 TL bedelli, Garanti Bankası Galata Şubesine ait 12994877 hesap,1070956 çek nolu 1.607,03 TL bedelli, İş Bankası Kasımpaşa Şubesine ait 9658 hesap,3149292 çek nolu 2.000,00 TL bedelli, T.Finans Tophane Şubesine ait 99005983 hesap 4402551 çek nolu 2.000,00 TL bedelli olmak üzere toplam 4 adet çekin iptaline karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kıymetli evrak iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin, 10/11/2008 tarihli kararı ile “... somut olayda çekler ve bonolar ile ilgili bilgilerden, ödeme yerinin tüm çekler ve bonolar için Beyoğlu Ticaret Mahkemesi'nin yargı çevresi olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda hükmün öncelikle kesin yetki düzenlemesine uyulmaması nedeniyle bozulmasına....” şeklindeki gerekçe ile bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak uyuşmazlık konusu çekler yönünden muhatap bankaların bulunduğu yerler, bonolar yönünden ise borçlunun adreslerinin bulunduğu yerler araştırılmış, sonuçta 4 adet çekin muhatap bankalarının Beyoğlu ilçe sınırları dahilinde bulunduğu anlaşıldığından bu çekler yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
24/05/2010 tarihli duruşmada hüküm kurulurken aynı karar ile diğer çek ve bonolar için de ayrı ayrı ayırma ve yetkisizlik kararları verilmiş, ancak daha sonra yazılan gerekçeli kararda ayırma ve yetkisizlik kararlarından bahsedilmemiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK.nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda mahkemece kısa kararda hüküm altına alınan ayırma ile yetkisizlik kararlarının gerekçeli kararda yer almadığı görülmektedir. Bu durum karşısında, gerekçeli kararın HUMK.nun 388. maddesine aykırı şekilde ve kısa karara uygun yazılmaması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/11754, K. 2012/3065, 2 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama