KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/11781 E., 2012/4889 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mart 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
409 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/05/2010 tarih ve 2009/304-2010/102 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin Zorlu grup şirketlerinden biri, perde ve ev tekstili ürünleri sektöründe Z ZORLU ibarelerini taşıyan dünyaca ünlü markaların sahibi olduğunu, 1989/115750 sayılı 23 ve 24. sınıf malları içeren ZORLUTEKS+şekil ibareli markasının TPE tarafından tanınmış marka olarak tescil edildiğini, davalının 37. sınıfta yer alan asansör tesisi, bakım ve tamiri hizmetlerini içeren 2008/22761 sayılı Z ZORLU + şekil ibareli marka tescil başvurusuna yaptıkları itirazın nihayi olarak TPE YİDK nın 2009/M-4923 sayılı kararı ile reddedildiğini ileri sürerek, kurum kararının iptalini, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davacının markaları ile davalı başvurusunda yer alan ürün ve hizmetlerin farklı olduğunu, iltibas ve karışıklık doğmasının mümkün olmadığını, başvurunun tescilinin davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlamayacağını, davacı markalarının itibar ve ayırtedici karakterini zedelemeyeceğini, kurum işlemlerininın yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davalının asansör ve malzemelerinin imal, satış ve bakımı ile ilgili alanlarda ticari faaliyette bulunmak üzere 12/05/2000 tarihinde kurulduğunu, 6,7 ve 9. sınıflarda yer alan ürünleri için dava konusu işaret ile aynı olan 2000/10604 sayılı markasının tescilli olduğunu, davacının markalarının kapsamında müvekkilinin markasındaki hizmet türünün bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, tarafların markalarının kapsamında bulunan hizmet ve malların farklılığı nedeniyle, 556 sayılı KHK nın 7/b ve 8/b maddeleri hükümlerine dayanarak davacının davalının marka tescil başvurusunu engelleyemeyeceği, davalı tarafından asansör ürünleri ve bu ürünlerin tesisi, bakımı ile tamiri hizmetleri için marka ve ticaret ünvanı olarak kullanılan bir işaretin 10 yıl süren eş zamanlı kullanımından sonra davacının markalarının ayırt edici karakterini zedeleyebileceğinden sözedilemeyeceği, davalı başvurusunun davacı markasına yönelik bir kötüleme içermediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/11781, K. 2012/4889, 28 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama