KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/11991 E., 2010/13026 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
484 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.06.2008 gün ve 2006/336-2008/21 sayılı kararı bozan Daire’nin 15.07.2010 gün ve 2008/13157-2010/8458 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki 28.07.2005 tarihli "Diyarbakır İli Taahhütlü Tahakkuk ve Tahsilatı Artırma - Kaçağı Önleme" konulu hizmet alım sözleşmesinin, davalı tarafından süre bitiminden önce, 17.05.2006 tarihinde “tahsilat hedefinin tutturulamadığı” gerekçesiyle feshedildiğini, 1.200.000 YTL bedelli kati teminat mektubunun paraya çevrilerek irad kaydedildiğini, oysa tahsilat hedefi yakalandığı gibi davalının sözleşmenin 13.1.3 ve 27. maddesinde öngörülen süre ve ihtar şartlarını yerine getirmeksizin fesih cihetine gittiğini,
öte yandan tahakkuk ile tahsilatın eş zamanlı gerçekleşmediği için tahsilat için tahakkukun aksine aylık değil yıllık hedefler belirlendiğini, sözleşmenin uygulanmasını 2005 Eylül ayında başlanması nedeniyle bir yıllık bir süreye tekabül eden yıl sonu hedeflerinin tutturulmasının beklenemeyeceğini ileri sürerek,
sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedildiğinin tespiti ile muarazanın giderilmesini, irad kaydedilen kati teminat mektubu bedeli için 30.000 YTL'nın irad kaydedildiği tarihten itibaren, el konulan malzeme ve donanımlara karşılık 10.000 YTL ile uğranılan kâr mahrumiyeti için 50.000 YTL'nın fesih tarihinden itibaren, iade edilmeyen ihtiyat teminatları için 5.000 YTL'nın ve hak ediş farkı ve fiyat farkları nedeniyle de 5.000 YTL'nın temerrüt tarihi olan 27.02.2006 tarihinden itibaren işlemiş ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmeyi uygulayıcı tarafın Dicle EDAŞ olması nedeniyle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, öte yandan sözleşmenin feshinin tamamen sözleşme hükümlerine uygun olarak yapıldığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacının sözleşmenin 4. maddesinde öngörülen tahakkuk ve tahsilat oranlarını gerçekleştiremediği, davacının mahiyeti belirsiz tahsilatları kendisinin yaptığı iddiasını ispat edemediği, davacının tahsilat hedeflerini gerçekleştirememesi nedeniyle sözleşmeyi devam ettirmenin davalı için külfet teşkil edeceği, davalının sözleşmeyi fesihte haklı olduğu gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15.7.2010 tarihli ilamında yazılı gerekçelerle yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar verilmiştir.
Taraf vekilleri, bu kez ayrı ayrı karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davalı yanca sözleşmenin 37. maddesine göre feshin gerçekleştirilmiş olmasına, bu durumda davalının, davacıya önceden ihtar ve süre verme gibi bir yükümlülüğünün bulunmamasına ve fakat mahkemece bozmaya uyulması halinde davacının tahsilat taahhüdünün gerçekleşmiş olup olmadığının yeniden değerlendirilecek ve buna göre feshin haklı yahut haksız olup olmadığının belirlenecek bulunmasına göre, taraf vekillerinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/11991, K. 2010/13026, 21 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama