KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/12017 E., 2012/3232 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
385 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/04/2010 tarih ve 2008/738-2010/284 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete, çocukları olan diğer davalılar ile birlikte ortak olduğunu, davalı çocuklarının davacıyı devamlı olarak tehdit ettiklerini, dövdüklerini, şirketin işleri hakkında bilgi vermeyerek şirkete gelmesine dahi müsaade etmediklerini, tek başına temsil yetkisi bulunan ortak...'ın da şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek, davalı ...'ta bulunan temsil yetkisinin alınmasını, şirkete kayyum tayin edilmesini, şirketin tüm faaliyetlerinin tespiti ile şirket zarar uğratılmışsa zarar miktarının tespiti ile şirkete ödenmesi ve şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, temsile yetkisi olmasına rağmen şirket işleriyle ilgilenmeyen davacının ailevi sorunları şirkete yansıtmaya çalıştığını, kullandığı kredilere şirketi kefil göstererek şirketin pasifini çoğalttığını, şirketin feshini gerektirecek bir durumun bulunmadığını, davacının şirketten çıkma yolunu seçmeyerek kötüniyetli davrandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ortağın toplam hissesinin % 35 olduğu, şirketin kurulduğu günden bu yana ticari faaliyetlerini devam ettirdiği hatta geliştirdiği, şirketin ticari defter ve belgelerindeki kayıtları, finansal sonuçları değerlendirildiğinde şirketin feshi için yasada aranan gerekli ve yeterli şartların bulunmadığı, davacının başka hukuki yollara başvurması olanaklı iken, bunları tüketmeden şirketin feshini istemesinin objektif iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil ettiği, davacı ortağın şirketten çıkmasıyla şirketin devamının mümkün olduğu,
davacının hissesine düşen tasfiye payı 109.824,25 TL iken şirkete 325.770 TL borçlu bulunduğu, şirketin feshine ilişkin talebin yerinde olmadığı, davacının şirketten çıkmasına izin verilmesini de istemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının şirketten çıkma ve tasfiye payının belirlenmesi isteği bulunmamasına rağmen mahkemece bu konuda inceleme yapılarak davacının davalı şirketten alacağı bulunmadığına yönelik gerekçesi doğru değil ise de, mahkemece belirlenen diğer gerekçelere göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12017, K. 2012/3232, 5 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama