KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/12148 E., 2012/3164 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
907 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/03/2010 tarih ve 2006/349-2010/141 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı ... Van Şubesi nezdinde bulunan hesabındaki toplam 32.090 TL’nın izni ve bilgisi dışında internet bankacılığı yoluyla diğer davalı bankalarda bulunan tanımadığı kişilere ait hesaplara aktarılarak çekildiğini, bu olay nedeniyle tüm davalıların kusurlu ve sorumlu olduklarını ileri sürerek, 15.000 USD ve 6.500 Euro ile 1.527 TL’nın aynen ya da toplam 32.090 TL’nın olay tarihinden itibaren işleyecek Merkez Bankasının mevduata uyguladığı en yüksek faiz ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının şifresini koruyamaması nedeniyle % 20 oranında, davalı ...’ın internet bankacılığı uygulaması yapmasına karşın gerekli güvenlik önlemlerini almadığı ve hafif kusurlarından dahi sorumlu olması nedeniyle % 50, diğer davalıların ise sahte kimlik belgesine dayalı olarak ödeme yapmaları, gerçek kişi adına hesap açıp gerçek kişilere ödeme yapmamaları nedeniyle % 30 oranında kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 16.045 TL’nın ..., 4.500 TL’nın HSBC,
2.577 TL’nın Yapı ve Kredi Bankası ve 2.550 TL’nın İş Bankası’ndan olmak üzere toplam 25.672 TL’nın davalılardan sorumluluk miktarlarına ayrı ayrı 05.09.2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... TAŞ. vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. 2 – Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında sahtecilik yoluyla çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
Yine BK.’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu nedenle de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.
Somut olayda, davacı ile davalı ... arasında mevduat sözleşmesinin olduğu, davacının davalı ... TAŞ nezdindeki hesabında parasının bulunduğu ve internet üzerinden işlemler yaptığı sabittir. Davacı taraf şifre ve parolayı kimseye vermediğini, davalı bankanın sistemindeki aksaklıklar nedeniyle kötüniyetli üçüncü kişilerin elde ittiği şifre ve parola ile işlem yapıldığını iddia etmiş, davalı ... vekili ise banka sisteminin güvenilir olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacının şifre ve parolasını koruyamadığı, ek güvenlik önlemlerini almaması nedenleriyle kötüniyetli üçüncü kişilerin şifre ve parolayı elde ettiği sonucuna ulaşılarak davacıya, davalı bankanın ek güvenlik önlemlerinin alınmasını müşterilerine zorunlu tutmaması nedenleriyle davalı bankaya kusur izafe edilmiştir.
Öte yandan, davacının ihmal ve kusuru ile şifre ve parolasını kötüniyetli üçüncü kişilere verdiği veya onların almalarına neden olduğuna dair dosyada kanıt yoktur.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ve davalı bankanın hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu ilkesi nazara alınmak suretiyle, davalı ... TAŞ hakkında açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bir şekilde davacı kişisel bilgilerini ele geçiren üçüncü kişilerin internet üzerinden davacı hesabından para çektiği olayda davacının % 20 oranında kusurunun olduğu gerekçesiyle karar verilmesi doğru olmamıştır.
3 - Davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş., İş Bankası A.Ş. ve HSBC Bank A.Ş. vekillerinin temyiz istemlerine gelince; yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin davalı ... TAŞ.’ne karşı alacağı aynen devam etmektedir. Bu itibarla sahtecilik işlemi adı geçen bankaya karşı gerçekleştiğinden, sahteciliğe konu para da ... TAŞ’nin parası olduğundan, davacının diğer davalı bankalar aleyhine husumet yöneltmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece davalılar Yapı ve Kredi Bankası A.Ş., İş Bankası A.Ş. ve HSBC Bank A.Ş. hakkındaki davaların reddine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4 – Bozma neden ve şekline göre davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.’nin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12148, K. 2012/3164, 5 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama