KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/12502 E., 2012/3487 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mart 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
301 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Gebze 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/04/2010 tarih ve 2005/2117-2010/539 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilinin emniyeti suistimal sigortalısı olan dava dışı Ziraat Bankasından kullandığı 5 maaş krediyi ödememesi nedeni ile sigortalı banka zararının müvekkilince giderilerek haklarına halef olduğunu ileri sürerek, 4.288,50 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, krediyi kullanmasından sonra 2 yıl geçtiğini, borcun zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin poliçe kapsamında olmayan alacağı ödemesi nedeni ile davalıdan isteyemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, alacak istemine ilişkin olup, mahkemenin de kabulünde olduğu gibi davacı tarafça düzenlenen poliçenin (Emniyeti Suistimal Sigorta Poliçesi) olması buna karşın davacı tarafın ödemesinin bu sigorta kapsamında bir ödeme olmayıp, davalının dava dışı bankadan aldığı kredi karşılığı bir ödeme olması sebebiyle davacı tarafın ödemenin sigorta kapsamında bir ödeme olduğuna dair temyiz itirazları yerinde değil ise de; davacı tarafın dava dışı bankaya davalının muaccel olmuş kredi borcunu ödeyerek 05.08.2005 tarihli temliknameyi almış bulunması nedeniyle davacının bu temlikname uyarınca hak talep etmesi mümkün olduğu gibi, BK'nun 413 ncü maddesi uyarınca da ödediği gerçek borç tutarını davalıdan isteyebilir.
Bu itibarla, mahkemece davacı tarafın isteyebileceği alacak tutarı tesbit edilip, buna göre bir hüküm tesis olunmak gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12502, K. 2012/3487, 8 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama