KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/12804 E., 2010/13029 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
423 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.12.2007 gün ve 2005/77 - 2007/694 sayılı kararı bozan Daire’nin 25.02.2010 gün ve 2008/5892 - 2010/2146 sayılı kararı aleyhinde davacı temsilcileri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı şirket tasfiye memuru dava dilekçesinde, davalı Çözgü Mimarlık Organizasyon İnş.San.Ltd. ile varılan anlaşma gereğince kira ve genel gider katılım paylarını ödemesi koşuluyla davalı şirketin faaliyetlerini davacı şirkete ait büroda sürdürmesinin kararlaştırıldığını, davalı şirketin İzmir Ticaret Sicili'ne kayıtlı adresinin halen bu adres olduğunu, ancak davalı şirketin bu adresi davacı şirketle birlikte fiilen terk etmiş bulunmasına rağmen kendisine yeni bir adres bulmadığı gibi yasaya aykırı bir şekilde hukuken geçersiz olan eski adresini sicilden terkin ettirmediğini,
davalı şirketin kira ve genel giderlere katılım payından kaynaklanan borcunu ödemediğini, bunun üzerine İzmir 7. İcra Müdürlüğü’nün 1999/9154 ve İzmir 5. İcra Müdürlüğü’nün 2000/1737 sayılı dosyaları üzerinden davalı aleyhine icra takipleri yapıldığını ancak bu takiplerin semeresiz kaldığını, davalı şirkete kayyum atandığını, esas sermayesini tümden yitirdiğinin anlaşıldığını ileri sürerek davalı şirket hakkında TTK’nun 53. maddesi gereğince yasal işlem yapılmasını ve ayrıca şirketin tasfiyesine ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Çözgü Mimarlık kayyumu Av. ...davaya cevabında, Bakanlar Kurulu kararı gereğince 31.12.2004 tarihi itibariyle şirket sermayesinin asgari 5.000 YTL’na çıkarılmadığından şirketin tasfiyesinin gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, TTK’nun 53. maddesine ilişen talebin davanın esasına yönelik olup dava tarihi itibariyle davalı şirket hakkındaki icra takiplerinin kesinleşmediği, bu nedenle de davacının dava açmakta hukuki yararın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı temsilcilerince temyizi üzerine Dairemizin 25.2.2010 tarihli kararıyla, özetle, davanın TTK’nun 436. maddesine dayalı olduğu, İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 1999/9154 sayılı dosyası üzerinden davalı şirket aleyhine girişilen icra takibinin kesinleştiği, bu durumda mahkemece davalı şirket kayyumunun görevinden ayrılmış olduğu da gözetilerek, taraf teşkili sağlandıktan sonra
davanın esasına girilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı temsilcileri, bu kez, karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı temsilcilerinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12804, K. 2010/13029, 21 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama