KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/12818 E., 2012/15630 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
771 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/04/2010 tarih ve 2009/99-2010/73 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin “NEXT ELEKTRONİK” ibaresinin marka olarak tescili için davalı kuruma yaptığı başvurunun, “next” ibareli markalara dayalı olarak kısmen reddedildiğini, bu kararın yerinde bulunmadığını, müvekkilinin 1989 tarihinden beri faaliyette bulunduğunu ve bugüne kadar nizasız, fasılasız olarak kullanmak suretiyle sektöründe maruf ve meşhur hale getirdiği “next” esas unsurlu çok sayıda tescilli markanın maliki olduğunu, bu ibarenin müvekkili tarafından tescili talep olunan sınıflara dahil emtia yönünden ayırt edici hale getirildiğini,
başvuru konusu ibarenin müvekkilinin “next” ibareli markalarının serisi niteliğinde bulunduğunu, ayrıca başvuru konusu ibare ile redde mesnet markalar arasında herhangi bir benzerlik de bulunmadığını, öte yandan redde mesnet yapılan ve davalı ... adına tescilli “NEXT” ibareli markanın, tescilli olduğu sınıfta bugüne kadar kullanılmadığını ileri sürerek, TPE YİDK'nin 12.02.2009 tarih, 2009-M-450 sayılı kararının iptaline, davalı ... adına tescilli “NEXT” ibareli markanın 35. sınıf yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkili kurumca alınan kararın usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirkete ait redde mesnet markaların, davacının başvurusundan önce tescil edildiklerini, öncelik hakkının müvekkiline ait bulunduğunu, davacının markalarından yalnızca üçünün sektörel bazda tanınmış olduklarını, ancak tanınmışlık tarihlerinin müvekkilinin marka tescilinden sonraya tekabül ettiğini, dolayısıyla tanınmış marka kararlarının kendinden önce tescil edilen markalara etkisinin olamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin sahibi bulunduğu markayı tescil edildiği alanda kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacını başvurusunda yer alan “elektronik” ibaresinin başvuru kapsamında yer alan ürün ve hizmetler bakımından cins bildiren ve hiç kimsenin tekeline bırakılması mümkün olmayan bir sözcük olduğu, dolayısıyla gerek başvuru konusu işaretin, gerekse redde mesnet alınan markaların asıl ve ayırt edici unsurunu “NEXT” ibaresinin oluşturduğu, reddedilen mal ve hizmetlerin tamamının redde mesnet alınan markaların kapsamında bulunduğu,
556 sayılı KHK'nın 7/1-b maddesindeki koşulların gerçekleştiği, davacının “NEXT” ibareli çok sayıda tescilli markası bulunmakla birlikte davacının son başvurusunun konusu olan “NEXT ELEKTRONİK” ibareli işareti, bu markaların serisi olarak nitelendirmenin mümkün olmadığı, zira bu markaların her birinde “NEXT” ibaresinin kendisinden sonra gelen kelimeleri nitelediği ve mücerret “NEXT” ibaresinin anılan markaların asıl ve ayırt edici unsurunu oluşturmadığı,
oysa dava konusu başvurunun seri bir marka olduğundan bahsedilebilmesi için, öteden beri son başvuru konusu malları da içerecek biçimde kullanılan, işletme ile özdeşleşmiş asli unsurları içeren, işletmesel köken itibariyle önceki tescilli marka ile bağlantılı olduğu mesajını açık biçimde veren, önceki markaların serisi olarak algılanmasında tereddüt bulunmayan, asli unsur yanında bazı ekler de içeren yeni bir marka tesciline yönelmesinin gerektiği, bunun yanında son başvuru konusu işaretin, davalı veya bir başkasına ait tescilli markalara yakınlaşmamasının ve benzeşmemesinin,
bu suretle bir iltibasa ve haksız rekabete yol açmamasının da zorunlu bulunduğu, ancak davacının yargılama konusu başvurusunun, redde mesnet markalara iltibas yaratabilecek derecede benzer olduğu, diğer yandan davacının kullanımının genel olarak elektronik sektöründe NEXT&NEXTSTAR markasına ilişkin bulunduğu, davacının diğer markalarını bağımsızlaşacak biçim ve yoğunlukta kullanmadığı, dolayısıyla kullanımla birleşen markanın sadece “NEXT&NEXTSTAR” markası olduğu, “NEXT ELEKTRONİK” biçimli işaretin bu markanın bir serisi olmadığı, davacının mücerret “NEXT” ibareli markalarının da bulunduğu,
ancak bu markaların ilişkin oldukları mal ve hizmetlerin reddedilen mal ve hizmetleri kapsamadıkları, dolayısıyla bu marka yönünden de başvuru konusunun seri marka olarak değerlendirilmesinin mümkün görülmediği, davalı ...'nin adına tescilli “NEXT” ibareli markasını tescilli bulunduğu 35/3.sınıftaki danışmanlık hizmetleri alanında değil, 35/8. sınıfa tekabül edecek biçimde mağazacılık, yani müşterilerin malları görmesi ve satın alması için malların bir araya getirilmesi hizmetleri için kullandığı,
markanın tescil edildiği 35/3. sınıf hizmetler için, pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak anılan ürünlerin menşeini garanti edecek şekilde gerçekleşen kullanımın anılan davalı tarafından kanıtlanmadığı,
556 sayılı KHK'nın 7/1-b maddesi uyarınca başvurunun resen reddine yapılan itiraza ilişkin bulunan dava konusu YİDK kararının iptali için açılan davada, davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle YİDK kararının iptali istemine ilişkin davanın davalı şirket yönünden husumetten, davalı kurum yönünden esastan reddine, hükümsüzlük istemine ilişkin davanın kabulüne, davalı ... adına tescilli “NEXT” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12818, K. 2012/15630, 10 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama