KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/12879 E., 2012/17689 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
599 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/06/2010 tarih ve 2006/388-2010/273 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/11/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Garanti Bankası Mersin Merkez Şubesi nezdinde açılmış bulunan vadesiz hesabındaki 40.855 Euro’nun müvekkilinin bilgi ve talimatı dışında internet bankacılığı kullanılarak çeşitli bankalarda bulunan üçüncü kişilere ait hesaplara aktarılmış olduğunu, müvekkili ile davalılar arasında geçerli olarak kurulmuş mevduat sözleşmesi uyarınca davalıların müvekkiline karşı sorumlu olduğunu ancak ihtarname keşide edilmesine rağmen davalıların sözleşmeden doğan borçlarını yerine getirmediklerini ileri sürerek,
davalıların mevduat sözleşmesi gereğince müvekkiline olan 40.855 Euro borcundan şimdilik 500 Euro’luk kısmının faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, 03.05.2010 tarihinde yapılan ıslah ile dava değeri 40.355 Euro artırılarak toplam 40.855 Euro’nun faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu olayın davacının kendi hatasından kaynaklandığını, müvekkili bankanın bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda toplanan delillere, alınan bilirkişi raporlarına ve tüm dosya kapsamına göre, davacı mevduat sahibine ait interaktif bankacılık hesabından kötü niyetli 3. kişilerin casus programlar aracılığı ile şifre ve diğer bilgileri ele geçirerek işlem yaptığı, davalı bankanın ise olayın gerçekleştiği tarihte tek kullanımlık şifre veren cihazları dinamik şifre üreten ek güvenlik önlemlerini davacı müşterinin kullanımına zorunlu olarak sunmadığı, davalı bankanın üzerine düşen objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediği sonucuna varılarak, davalı ...
Mersin Merkez Şubesi hakkında açılan davanın husumet nedeni ile reddine, davalı ...hakkında açılan davanın ise kısmen kabulü ile davacıya yapılan kısmi ödemenin düşülmesi sonucu hesaplanan 39.189,47 Euro’nun 04.10.2003 temerrüt tarihinden itibaren devlet bankalarınca 1 yıllık Euro cinsi mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacıya ait hesapta bulunan paranın internet yolu ile bilgisi ve iradesi dışında hesaptan çekilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açtığı davada 500 Euro’nun tahsilini istemiş, mahkemece verilen ilk kararın Dairemizce bozulmasından sonra devam eden yargılama sırasında 03.05.2010 tarihinde yapılan ıslah ile dava değeri 40.355 Euro artırılarak toplam 40.855 Euro’nun tahsili istenmiş, mahkemece ıslah ile artırılan miktarı da kapsayacak şekilde karar verilmiştir.Ancak,
04.02.1948 tarih ve 10-3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında hükmün Yargıtay’ca bozulmasından sonra ıslah yapılamayacağı belirtilmiş olup, içtihadı birleştirme kararlarının bağlayıcılığı karşısında mahkemece bu husus dikkate alınmadan ıslah ile artırılan dava değeri olan 40.355 Euro kısmı da kapsayacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Kabul şekline göre de, davacının davaya konu alacakla ilgili olarak Aydın 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde hesaptaki paranın gönderildiği değişik bankalara karşı açtığı kısmi davada verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği, verilen karar uyarınca hüküm altına alınan miktarların davacı tarafından tahsil edilip edilmediği araştırılmadan karar verilmesi de doğru görülmemiş, kabul şekline göre kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12879, K. 2012/17689, 8 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama