KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13148 E., 2012/3836 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mart 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
723 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Yazıhan Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.05.2010 tarih ve 2007/145-2010/34 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Güneş Sigorta A.Ş. ye taşınmazlarındaki kaysı ürünlerini donmaya karşı korumak maksadı ile tarım sigortası yaptırdığını, 21 Nisan 2007 tarihinde Malatya’da meydana gelen don sebebiyle müvekkilinin ürünlerinde %80’nin üzerinde zarar meydana geldiğini, müvekkilinin sigorta acentesine başvurmasının ardından meydana gelen zararı ödemeyeceklerini bildirdiklerini, Yazıhan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/7.D.iş. Sayılı tespit dosyasında zararının 22.113,00.TL. olarak belirlendiğini ileri sürerek, 22.113,00.TL.nin don tarihi olan 21.04.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait poliçeyi Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş. (TARSİM) adına müvekkili şirketin aracı olarak düzenlediğini, poliçeye ait hasarların TARSİM tarafından değerlendirildiğini ve ödemeleri de TARSİM’in sağladığını savunarak, husumet itirazında bulunmuş, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalının aracı kurum olduğu, Tarsim’e davalı tarafından ihbar dilekçesi gönderilmiş olsa da ihbar olunanın davada, davalı sıfatı kazanamayacağı, bu kişi aleyhine hüküm de kurulamayacağı, davalı ... Sigortanın davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, Tarsim Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortaları Poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
21.06.2005 tarih ve 25852 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanarak yürürlüğe giren 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu ile üreticilerin bu kanunda belirtilen riskler nedeniyle uğrayacağı zararların tazmin edilmesi amacıyla tarım sigortaları uygulamasına geçilmiştir. Hangi risklerin teminat altına alınacağı anılan Kanun'un 12. maddesinde açıklanmıştır.
Tarım sigortaları, Devlet desteğini zorunlu kılan çok yüksek riskli sigortalar olduğundan, ülkemiz koşulları itibariyle serbest piyasa şartlarında yapılmaları şu an itibariyle mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle tarım sigortalarının yapılabilmesi için kanun koyucu özel bir yapıya ihtiyaç duymuş, ‘Tarım Sigortaları Havuzu’ kurumunu oluşturmuştur.
Bu yapının amacı 5363 sayılı Kanun'un 4. maddesinde etraflıca açıklanmış, devamı maddelerinde nasıl çalışacağı, görevleri ve hangi yetkilere sahip olacağı düzenlenmiştir. Kanun'un tamamı değerlendirildiğinde tarım sigortaları ile ilgili sistem, normal sigortalardan oldukça farklılıklar arz etmektedir. Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından sigorta ettirenlerden tahsil edilen primlerin tamamı Tarım Sigortaları Havuzu'na aktarılmaktadır.
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı primler bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘kamu alacağı’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır. Tarım sigortaları düzenlemesinin asıl amacı, üreticilerin zararlarını karşılamak, uzun vadeli gelir istikrarına kavuşmalarını temin etmek, ekonomik ve sosyal bakımından toplumsal katkılar sağlamaktır.
Bu yönüyle kamu düzenini ilgilendiren sigorta türü olduğunu söylemek mümkündür.
Tarım sigortalarının işleyişinde temel unsur Tarım Sigortaları Havuzudur. 5363 sayılı Kanunu’nun 9. maddesinde bu Havuzun işletilmesine ilişkin iş ve işlemlerin, Havuza katılan ... şirketlerinin eşit oranda pay sahibi olacağı anonim şirket statüsünde kurulacak şirket tarafından yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Aynı hükümde tazminat ödemeleri dahil olmak üzere şirketin görevleri sayılmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım sigorta sözleşmelerini kendi adlarına akdedecekleri, prim ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir. Bu Kanun çerçevesinde Havuzu işletmek üzere Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş. (TARSİM) kurulmuştur.
Somut olayda davacı bu havuzun ortağı olduğu anlaşılan davalı ...Ş. ile kaysı bahçelerini kapsayan ‘Güneş Sigorta Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortaları Poliçesi’ düzenlemiştir. Bu sigorta poliçesinden dolayı tazminat ödemek yükümlülüğü, mahkemenin de kabul ettiği üzere davaya fer’i müdahil olarak katılan Tarsim A.Ş’ye aittir. Yazılı gerekçe ile davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Ancak, dava dilekçesinde davalı ‘Güneş Sigorta A.Ş.’ olarak gösterilmiştir.
Dava dilekçesi içeriğinde de anılan poliçe dolayısıyla tazminat istendiği açıklanmıştır.
Bu durum karşısında, tarım sigortalarının niteliği, düzenlenen poliçe, dava dilekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi, usul ekonomisi ve davacının dava etmek istediği tüzel kişiliğin poliçeyi düzenleyen sigorta şirketinin da ortağı bulunduğu havuz işleteni Tarsim A.Ş olduğu dikkate alınıp, dava dilekçesinin bu tüzel kişiliğe tebliği ile işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13148, K. 2012/3836, 14 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama