KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13159 E., 2011/859 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
428 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/12/2007 gün ve 2007/290-2007/440 sayılı kararı onayan Daire’nin 01.07.2011 gün ve 2008/12587 - 2010/7749 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden tahsil ettiği parayı ödememesi üzerine açılan davada Duisburg Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın 17.603,78 Euro üzerinden kabulüne karar verildiği ve kararın kesinleştiğini ileri sürerek, esas ve masraf kararlarının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava, Duisburg Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.04.2005 tarihli kararın tenfiz istemine ilişkin olup, davacı taraf yabancı mahkeme kararının usulünce kesinleştirilmiş olduğunu ileri sürerek, bu husustaki tebliğ belgelerini ve mahkeme kararının kesinleşme şerhini içeren suretini dosyaya ibraz etmiş, davalı taraf ise cevap dilekçesinde dava dilekçesinin ve mahkeme kararının Avukat ...'a tebliğ edildiğini, ancak bu vekilin vekaletnamesi bulunmaması sebebiyle kararın usulüne kesinleşmediğini savunmuştur.
Buna karşın yerel mahkemenin davanın reddine gerekçe yaptığı hususlardan birisi karar tebliğinin doğrudan posta yoluyla yapıldığı ve bu nedenle de yabancı mahkeme kararın kesinleşmediği hususudur. Davacı tarafça dosyaya sunulan belgelerden de yabancı mahkeme dava dilekçesinin Almanya'da Avukat ...'a 24.02.2005 tarihinde, mahkeme kararının ise aynı avukata yine Almanya'da 25.04.2005 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla mahkemenin davanın reddine gerekçe yaptığı
karar tebliğinin doğrudan posta yoluyla yapılması ve kararın usulünce kesinleşmediğine ilişkin gerekçesine itibar olunmayacağı gibi, kararda ilamın MÖHUK'nun 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı olduğuna dair gerekçesinin de somut ve kanıt dayanakları açıklanmadığından mahkemenin bu yöndeki gerekçesi de yerinde değildir.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafça açıkça kabul edildiği üzere yabancı mahkeme kararının avukat ...'a tebliğ edildiği kabul edilip, Alman Usul Kanunu hükümleri de nazara alınarak kararın usulünce kesinleşip kesinleşmediği tesbit edilmek ve ayrıca da yabancı mahkeme kararının hangi nedenle MÖHUK'nun 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı olduğu hususu üzerinde durularak neticesine göre bir karar verilmek gerektiğinden, davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulüyle Dairemizin 2008/12587 E, 2010/7749 K sayılı ilamının (1) no'lu bendinin ortadan kaldırılarak,
yerel mahkeme kararının davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13159, K. 2011/859, 27 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama