KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13285 E., 2012/4252 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mart 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Birleşen dava
- ANKARA 1.FİKRİ VE SINAİ HAK.HUK.MAH. 2009/299 ESAS
Karar Metni
496 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.05.2010 tarih ve 2009/16 - 2010/232 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ''SERENDER'' ve ''SERENDER PASTANESİ'' ibareli markaların müvekkili adına tescilli olup, davalılara ait işletmede ''... Serender'' ibaresi kullanılarak müvekkilinin marka hakkına tecavüz edildiğini belirterek marka hakkına tecavüzün men'ine ve önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili asıl dosya ve birleşen dosyada, müvekkili şirketin başvurusu üzerine ''... Serender'' ibaresinin TPE nezdinde tescil edildiğini, taraf markalarının farklı olup hak ihlalinin bulunmadığını, ... yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı markaları ile davalı başvurusunun asıl unsurlarının serender ibaresi olduğu, davalıların davacı adına tescilli ''SERENDER'' asıl unsurlu markasına konu işareti, markasal olarak aynı tescil kapsamındaki ürünler yönünden izin almaksızın 26.06.2009 tarihinden itibaren KHK'nin 61. maddesine aykırı olarak kullanmaya başladığı, davalı gerçek kişinin haksız fiilin faili olarak, davalı şirketin ise işyeri sahibi olması ve marka ihlalinden yararlanan olması dolayısıyla sorumluluklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacının tescilli marka hakkı ihlalinin önlenmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamında yer alan TPE kayıtları incelendiğinde, davalı tarafça ''... Serender'' ibaresinin marka olarak tescili için 24.06.2008 tarihinde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, davacının itirazı üzerine Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın kabulü ile 556 sayılı KHK'nin 8. maddesi gereğince marka tescil başvurusundan ''yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri ...'' çıkarılmasına ve tescil işleminin kalan mal ve hizmetler için devamına karar verildiği, karara karşı davalı tarafça yapılan itirazın 15.03.2010 tarihli YİDK kararı ile reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Ancak, davalı vekili 17.05.2010 tarihli celsede müvekkili marka başvurusunun bir kısım hizmetler yönünden reddine ilişkin YİDK kararının iptali için dava açıldığını belirtmiş, temyiz dilekçesinde de iptal davasının Ankara 4. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2010/176 esasına kayıtlı olduğunu belirtmiştir. Bu bağlamda, 556 sayılı KHK'nin 40. maddesi uyarınca markanın tescil edilmesi halinde koruma süresinin başvuru tarihinden itibaren başlayacağı dikkate alınarak, davalı tarafın dava tarihinden önceki bir tarihte yapmış olduğu marka tescil başvurusunun kısmen reddine ilişkin olarak YİDK kararının iptali için açılan davanın sonucu beklenilmeksizin davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13285, K. 2012/4252, 20 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama