KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13312 E., 2012/18871 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
530 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/05/2010 tarih ve 2009/107-2010/189 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20/11/2012 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. ... ve Av. ... ile davalı vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 01.03.2005 tarihli hisse devir sözleşmesi ile Alemdar Dil İskelesi Liman İşletmeleri AŞ’nin hisselerinin devrinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 2-4 maddesinde 01.01.2005 tarihinden önceki şirket faaliyetleri nedeniyle doğabilecek SSK, vergi ve ticari borçların teminatı olmak üzere 3.000.000 TL'lık ipotek verildiğini, bu ipoteğin müvekkilince teminat mektubu verilmesi nedeniyle fekkedildiğini, 31.12.2008 tarihine kadar süreli olan teminat mektubunun haksız şekilde, risk gerçekleşmeden ve süre dolmadan 24.11.2008 tarihinde davalı tarafından paraya çevrildiğini,
teminat mektubu bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve % 40 icra tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Alemdar Dil İskelesi Liman İşletmeleri A.Ş.’nin 01.01.2005 tarihinden önceki şirket faaliyetleri nedeniyle müvekkili aleyhine açılmış davalar ve başlatılan icra takipleri bulunduğunu, teminat mektubunun süresinin uzatılması istenmesine rağmen bu talebin kabul edilmediğini, üstlenilen risklerin devam etmesi nedeniyle zarara uğramamak için teminat mektubunun nakde çevrildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, lehtar Alemdar Kimya Endüstrisi A.Ş'nin 01.03.2005 tarihli hisse devir ve borcun nakli ile alacağın temlikine ilişkin sözleşmenin tarafı olmayıp garanti veren 3. kişi konumunda olduğu, nakde çevrilen 01.11.2007 tarihli teminat mektubunun 01.03.2005 tarihli sözleşmenin 2.4. maddesinde sayılan risklerin gerçekleşmesi şartına bağlı olarak verildiği ve davacı ...
Endüstrisi A.Ş.'nin garantör olarak sorumluluğunun 31/12/2008 tarihine kadar sürdüğü, bu tarihe kadar gerçekleşmemiş olan risklerden dolayı bir sorumluluğunun söz konusu olmayacağı, tarafların ilişkisine bağlı olarak teminat mektubunun bozdurulmasını gerektirecek şartların gerçekleşmediği, teminat mektubunun süresinin uzatılmasının garanti veren banka ile muhatap Yılport A.Ş'nin anlaşması ile mümkün olduğu,
davacının bu hususta bir inisiyatifinin olamayacağı, davalı Yılport A.Ş'nin henüz risk gerçekleşmemesine rağmen 01.11.2007 tarihli teminat mektubunu nakde çevirmesinin hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davanın istisnai niteliği ve yargılamaya muhtaç olması nedeniyle icra tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava haksız tahsil edilen teminat mektubu bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup alacak likiddir. Uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi alacağın likit olmasını ortadan kaldırmaz. Bu itibarla, icra inkar tazminatının reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13312, K. 2012/18871, 22 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama