KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13647 E., 2012/19490 K.·Mahkemesi :ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2012
Karar Metni
750 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/06/2010 tarih ve 2009/351-2010/319 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar ... ile ... ve ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27/11/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan ...
Sigorta Aracılık Hiz.Ltd.Şti. arasında 22.12.2006 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların ise aynı sözleşmeyi müşterek ve müteselsil borçlu sıfatıyla imzaladıklarını, bu sözleşme ile davalı şirketin sözleşme yapmaya ve prim tahsiline yetkili acente olarak tayin edildiğini, anılan sözleşmenin 18. maddesi gereğince davalı acentenin düzenlediği poliçeler karşılığı tahsil ettiği primlerle ilgili olarak müvekkiline ödemede bulunması gerekirken ödemenin yapılmaması sonucu primlerin acentenin uhdesinde kaldığını,
müvekkilinin alacağını tahsil amacıyla davalı acente ve müşterek borçlular hakkında başlattığı icra takibine davalılar tarafından itiraz edildiğini, borçlu davalıların takibe itirazlarında haksız ve kötüniyetli olduklarını ileri sürerek, davalıların haksız itirazlarının iptali ile takip tarihi itibariyle 22.258,94 TL asıl alacak üzerinden borçlu olduklarının tespitine, takibin 25.05.2009 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile tahsili için devamına ve asıl alacak miktarı üzerinden % 40’tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının zamanında poliçe iptallerini yapmaması nedeniyle haksız olarak müvekkili aleyhine borç yarattığını, iyiniyetli olmadığını savunarak, davanın reddine ve % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının adres bildirmemesi nedeni ile poliçelerin iptal edilemediği ve iptal edilemeyen poliçelerin davalı acente borcuna yazıldığı, iptal edilmeyen poliçeler nedeni ile davacı tarafından poliçe sahiplerinden tahsilat yapılmadığı, davacı alacağının 19.726,11 TL olduğu,
gerçek kişi davalıların acente ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olmayı kabul ettikleri, bu nedenle kefil olarak değerlendirilemeyeceklerinden kefalet limitinin belli olmasının gerekmediği gerekçesiyle davalıların takibe itirazlarının 19.726,11 TL asıl alacak ve 49,46 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 19.775,57 TL üzerinden (davalılar ... ve ...’in 19.726,11 TL'den sorumlu olmak, işlemiş faizden sorumlu olmamak kaydı ile) iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa % 20’den başlamak üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına,
19.726,11 TL’nin % 40’ı oranında inkar tazminatının davalılardan tahsiline, davalıların koşulları oluşmayan tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar ... Sigorta Aracılık Hiz.Ltd.Şti., ... ve ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, hükmü temyiz eden davalılar vekilinin davalı şirket hakkında verilen karara yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile davalı şirket hakkında verilen kararın onanması gerekmiştir.
2-Temyiz eden davalılar vekilinin ... ve ...’a ilişkin temyiz itirazlarına gelince; dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan borcun davalı acente ile müşterek ve müteselsil borçlu sıfatıyla sözleşmeyi imzalayan gerçek kişi davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, gerçek kişi davalılar hakkındaki dava, bu kişilerin kefil olarak değerlendirilemeyeceklerinden kefalet limitinin belli olmasına gerek olmadığı belirtilerek kabul edilmiştir.
Acentelik sözleşmesi davacı şirket ile davalı şirket arasında akdedilmiş olup, acentelik yetkisi ile sözleşmede belirlenen hak ve yükümlülüklerin sahibi davalı şirket olup, davalı gerçek kişiler sözleşmenin “müşterek borçluluk ve müteselsil kefalet” başlığını taşıyan 27. maddesi uyarınca müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzalamışlardır.
Davalı gerçek kişiler sözleşmede müşterek borçlu olarak belirtilmiş ise de sözleşmenin tarafları, içeriği ve niteliği dikkate alındığında bu kişiler acentenin borcundan doğrudan sorumlu olmadıklarından sözleşmedeki konumları itibariyle kefil olduklarının kabulü gerekir. Borçlar Kanunu’nun 484. maddesinde kefaletin geçerliliği için yazılı şekilde yapılmasının ve kefilin sorumlu olacağı muayyen bir miktarın belirtilmesinin gerekli olduğu düzenlenmiştir.
Bu durumda kefil olduklarının kabulü gereken temyiz eden gerçek kişi davalıların bu kefaletlerinin geçerli olabilmesi için sorumlu oldukları miktarın açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Somut olayda ise sözleşmede kefillerin sorumlu olacakları miktar açıkça gösterilmeyerek, acentenin şirkete karşı tüm borçlarından sorumlu olacaklarının belirtilmesi nedeniyle yapılan kefalet sözleşmesi emredici nitelikteki kanun hükmüne aykırı olup, geçersiz bulunmaktadır.
Bu itibarla, temyiz eden gerçek kişi davalıların geçersiz bulunan kefalet sözleşmesine dayalı olarak sorumlu tutulmaları mümkün olmadığından haklarındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile sorumlu tutulmaları doğru görülmemiş, kararın bu nedenle temyiz eden davalılar ... ve ... yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13647, K. 2012/19490, 29 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama