KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13822 E., 2012/18074 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
398 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/06/2010 tarih ve 2008/460-2010/287 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.11.2012 günde davacı avukatı ...'nun 09.11.2012 havale tarihli mürafadan vazgeçe dilekçesi dikkate alınarak dosyanın duruşmasız incelenmesine karar verildikten sonra dava dosyası Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının ... KOLAY TURŞU KUR + şekil ibaresini 29. emtiada marka olarak tescil etirdiğini, oysa müvekkilinin TPE nezdinde aynı sınıf ürünleri de kapsayacak şekilde tescilli "Kemal Kükrer" ve "Kükrer" ibareli tanınmış markalarının bulunduğunu, davalının markasının işaret ve kapsadığı ürünler bakımından davacı markalarına iltibas doğuracak kadar benzer olduğu gibi, tescilin, davacının tanınmış markalarının itibarını ve ayırt ediciliğini zedeleyecek nitelikte bulunduğunu, markasını davacı markalarının tanınmışlığından faydalanmak amacıyla tescil ettiren davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 556 sayılı KHK'nin 7, 8, 9, 14 ve 42 maddeleri gereğince davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki ve esastan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, davalıya ait markanın davacı markalarına aynılık derecesinde benzer olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalıya ait markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
HMK'nun 297 vd. (HUMK'nun 388 vd.) maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında gerekçeli kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması ve ayrıca gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun olması gerekmektedir. Temyize konu mahkeme kararının gerekçe kısmında özetlenen iddia, savunma, kanıtlar ve değerlendirilmesiyle igili olarak yapılan açıklamalar ile davanın konusu ve kararın hüküm fıkrası arasında irtibat bulunmamaktadır. Bu itibarla mahkemece, anılan Yasa hükmüne aykırı olarak hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13822, K. 2012/18074, 13 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama