KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13841 E., 2012/4329 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
594 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/06/2010 tarih ve 2009/149-2010/274 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1928 ve 1930 yıllarında "NIVEA" markasını kullanmaya başladığını, 19.09.1973 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 01.,03. ve 05. sınıflarda "NIVEA" ibareli markaları tescil ettirdiğini, davalı şirketin 2007/52807 kod numarası ile "NEVIA NEVIA" ibaresini 16.sınıfta yer alan emtia için tescil başvurusunda bulunduğunu, başvuruya yaptıkları itirazın TPE YİDK'nca nihai olarak reddedildiğini, müvekkiline ait "NIVEA" markasının tanınmış olduğunu, davalı şirket markasının tescili halinde müvekkiline ait "NIVEA" ibareli markaları ile karışıklığa yol açacağı gibi,
müvekkiline ait markanın tanınmışlığından yararlanabileceğini ileri sürerek, TPE YİDK’nun 20.04.2009 tarih ve 2009-M-1811 sayılı kararının iptali ile markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğünün tespiti ile marka sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, dava konusu marka başvurusu ile davacı şirketin markalarının iltibasa neden olabilecek düzeyde benzer bulunmadığını, müvekkili Enstitü'ce yapılan işlemlerin doğru olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket temsilcisi davaya cevap vermemiş, yargılamaya katılmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının markasının tanınmış olduğu, davalı markasının tescil başvurusunda bulunulduğu sınıftaki bazı ürünler yönünden tüketiciler tarafından ilişkilendirilebileceği gerekçesiyle, davacının YİDK kararının iptali için açtığı davanın kısmen kabulüne, TPE YİDK’nun 02.04.2009 tarih ve 2009-M-1811 sayılı kararının davaya konu marka başvurusunda bulunan “matbaa ve ciltleme malzemeleri, badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar, büro makineleri” dışında kalan emtia yönünden kısmen iptaline, davaya konu marka başvurusu hükümden düştüğünden markanın hükümsüzlüğünün tespiti istemine ilişkin dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1) 7201 sayılı Tebligat Kanunun 12. ve 13., Tebligat Tüzüğünün 17. ve 18. maddesi hükümlerine göre, tebligatın tüzel kişinin yetkili mümessillerinden birine, tüzel kişinin tebligatı almaya yetkililerinin her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle görevli bir kişiye,
bunların da bulunmaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine yapılması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davalı Propap Kağıt Sanayi Ve Dış Ticaret Ltd.
Şti. adına çıkartılan dava dilekçesi tebligatında “tebliğ evrakının adreste şirketin daimi çalışanı ...'ya tebliğ edildiği” yazılı bulunsa da mazbatada Tebligat Kanunu ve Tüzüğü'nün yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda öncelikle tüzel kişi yetkili temsilcilerinin adreste aranıp da bulunamadıklarına ya da hazır oldukları halde evrakı alamayacak durumda olduklarına dair meşruhat bulunmadığından, usulsüz tebliğe rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı Propap Kağıt Sanayi Ve Dış Ticaret Ltd.
Şti. yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Bozma sebep ve şekline göre, davalı Propap Kağıt Sanayi Ve Dış Ticaret Ltd. Şti. vekilinin sair, diğer davalı TPE vekilinin tüm temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13841, K. 2012/4329, 21 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama